EDUCORE ISO/IEC 27001 Foundation with Certification Exam

Eğitimin Hedefi
https://i2.wp.com/www.educore.com.tr/images/logo.png

ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Temel Eğitiminin hedefi; BGYS Standartı ve onun
gereklilikleri hakkında genel bilgilendirme sağlamak, sistemin tüm maddelerine hızlı bir
bakıs ile uygulamanın nasıl gerçeklestirildiğine ve sistemin nasıl kurulduğuna ve isletildiğine
dair örnekler ve açıklayıcı bilgiler sunabilmektir.

Detaylı bilgi için  TIKLAYINIZ

LG’den katlanabilir renkli e-kağıt

LG yeni geliştirdiği esnek ve renkli e-kağıdın seri üretimini gerçekleştirmek için Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu’na başvurdu.

Haber, LG yeni geliştirdiği esnek ve renkli e-kağıdın seri üretimini gerçekleştirmek için Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu’na başvurdu.

2010 yılının sonundan itibaren seri üretime geçmesi beklenen LG, 19 inç’lik siyah beyaz ve 10 inç’lik renkli e-kağıtlar üretecek. E-kağıtların hangi cihazlarda kullanılacağı ise henüz belli değil. Yeni nesil e-kağıtların poster, film afişi, billboard gibi tanıtım ve reklam amaçlı mecralarda kullanılması bekleniyor. LG‘nin bu alanda rekabet edeceği iki önemli rakibi ise Plastic Long ve HP.

Google ekibinde yeni bir Türk

Arama motoru Google’un sahibi Google şirketinin, Avrupa’nın yazılım üssü İrlanda’daki çalışma ekibine, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Murat Yatağan’ı da aldığı bildirildi. Böylece, 25 yaşındaki Murat Yatağan, dünyada Google genelinde çalışan on Türk arasına girmeyi başardı.

İzmir- İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Yatağan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü bitirdikten sonra, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamlayıp, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak akademik kadroya dahil oldu.

Bilgisayar Mühendisliği bölümüne girdiği günden beri hayali Google’da çalışmak olan Murat Yatağan, internet üzerinden iş başvurusu yaptı.

Altı ay süren görüşmelerin ardından Yatağan, Google’ın İrlanda’daki yazılım üssünde çalışmak üzere anlaşmaya vardı. Bu süreçte Murat Yatağan, şirketin davetlisi olarak İrlanda’ya gitmesinin yanı sıra, video konferans yoluyla 11 kez mülakata girdi.

Google a yeni Türk MühendisGoogle a yeni Türk Mühendis

Kariyerinin ilk işini, her zaman çalışma hayalini kurduğu dünya devi bir şirkette bulduğu için hem sevinçli, hem de heyecanlı olduğunu ifade eden genç yazılımcı Yatağan, heyecanını şu sözlerle ifade etti:
”Google her yazılımcının çalışmak istediği bir şirket. Daha önce, ERASMUS kanalıyla bir süre yaşadığım İrlanda’ya döneceğim. İrlanda yazılım konusunda Avrupa’nın merkezi olan bir ülke. Google’da çalışan az sayıdaki Türk arasında yer alacak olmak gurur verici.”

Bu Bir Teknoloji Mucizesi

Zor durumda kaldığınızda yapamayacağınız şey yok gibi: İşte bunu kanıtlayan kadının öyküsü…

Bir bilgisayar mucizesi Bir bilgisayar mucizesi

Yatağınıza bağlı olmanız, bilgisayarda birine mesaj yazmanıza engel değil. Bunun kanıtı ise evine hırsız giren Amy Windom.

Evine giren silahlı adam, Windom’ın hareketsiz kalmasını sağlamak için onu yatağına bağladı. Evin etrafında değerli eşyaları ararken yatakta panik içinde bekleyen kadının yapabileceği pek de bir şey yoktu. Kadının arabasını da alan silahlı saldırgan, gittikten sonra yatağında bağlı bir şekilde bekleyen Windom, hırsızın geri dönebileceğini de düşünerek çığlıkla yardım istemek yerine, dizüstü bilgisayarına ayaklarıyla ulaşmayı başardı.

Windom bundan sonraki en zor kısmın, ayak parmaklarıyla bilgisayarı açmak olduğunu söylüyor. Bilgisayarı açtıktan sonra bir ayak parmağını fare gibi kullandı. Daha sonra bir arkadaşına 911′i araması için kısa mesajlar yazan Windom, tuşlara basarken büyük ayak parmağını kullanamadığını da söyledi.

Polisler geldikten sonra hırsızın yakalanıp yakalanmadığı konusunda ise bir bilgi yok.

Google artık paralı oluyor

Şaka değil gerçek: İşte Google’ın ücretli hale gelen uygulaması ve bu kararın nedeni…

Google hizmetlerini ücretsiz sunarak reklamlardan kazanan bir şirket. Bu tavrını değiştirmeyeceğini de açıkça duyuruyor.

Ancak en son Google uygulaması biraz farklı. Chrome geliştiricilerinin yeni eklentiler eklemesi için, Google’a 5 dolar ödemeleri gerekiyor. Uzantılar, temalar ve uygulamalar için geçerli olan bu uygulamanın sebebi; sahte hesaplar ile Google Extension Gallery’nin şişirilmesini, saldırıya uğramasını engellemek.

Bu 5 dolarlık ücret çok önemli bir miktar değil; ancak bu sayede geliştiricinin kredi kartı bilgileri girilmiş, kimliği doğrulanmış oluyor. Yine de Firefox gibi platformlar için uygulama geliştiren ve ücretsiz olarak yükleyen geliştiricilerin bu 5 dolarlık ücrete tepki gösterme imkanı var. Prensip tartışmaları çıkacak mı, yoksa geliştiriciler bu hamleyi mantıklı bulacak mı bekleyip göreceğiz.

teknoloji-haberleri

Gmail’den yenilik

Gmail e yeni özellik

Gmail’e yepyeni bir özellik daha geliyor, ama birileri bu özelliğe biraz kızabilir.

Servislerini ve hizmetlerini her geçen gün yenileyen ve genişleten Google bu sefer de, telefon konuşmalarına el atmaya hazırlanıyor. İnternet devi, ilk aşamada Birleşmiş Devletler içinde olmak üzere, bedava telefon konuşmalarına izin verecek bir hizmet üzerinde çalışıyor.

Bu yeni servisin, yine arama devinin hizmeti olan Google Voice’a bir ek mi yoksa yepyeni bir hizmet mi olacağı henüz bilinmiyor. Gmail sayfasında sol alt köşede olacağı söylenen hizmetin, arayüzü Google Voice’a da oldukça benzeyecek.

Bu haber hakkında şu ana kadar suskunluğunu koruyan Google yetkilileri, ilerki zamanda bu hizmeti doğrularsa, Google’ı VoIP servisinde de göreceğiz demektir. Ayrıca hizmetin, Birleşmiş Devletler ve Kanada arasında da çok ucuza uluslararası hizmet sunacağı belirtiliyor. Tabi bu durumda telefon operatörlerinin biraz sinirleneceğine de hiç şüphe yok.

teknoloji-haberler

Bu teknolojiye inanamayacaksınız

Teknolojide altıncı his dönemi…

Teknoloji dünyasını derinden sarsacak yeni bir sistem üzerinde çalışılıyor. 6. His (SixthSense) isimli sistem, parmaklarınızı kullanarak bilgiyi nerede olursanız olun anında size ulaştıracak.

Teknolojide yeni bir perde aralanıyor. Prototipi geliştirilen yeni bir teknoloji sayesinde dijital ve gerçek dünya tamamen bir araya geliyor. Parmak uçlarına takılan sensörlerden ve boyna takılan kamera-projektör karışımı bir cihazdan oluşan 6. his isimli sistem, dijital dünyayı birebir gerçek hayata taşıyor. Cambridge’ta bulunan özel bir üniversite olan Massachusetts Institute of Technology’de çalışan uzmanların geliştirdiği 6.His’le herhangi bir duvarda e-postalarınızı okuyabilecek, dört parmağınızı birleştirerek fotoğraf çekebileceksiniz.

Kitap satın alırken

Örneğin bir mağazada kitap satın almayı planlıyorsunuz. Parmak uçlarındaki sensörleri kullanarak kitabı elinize aldığınızda kitabın fiyatını, kitapla ilgili daha önce yapılan yorumları ve diğer detaylı bilgileri örneğin Amazon.com adresine girerek anında öğrenebilirsiniz. Sistem ise son derece basit: Projektörünüzü kitabın üzerine tutarak bu bilgilere kolayca ulaşabilirsiniz.

Parmaklarınızla fotoğraf çekmek

Elbette sistemin yapabilecekleri bununla da sınırlı değil. Örneğin iki elin baş ve işaret parmalarına takılan sensörleri birleştirip kare şekline getirerek dış dünyadan anında fotoğraf karesi alabilirsiniz. Projektör-kamera karışımı olan ve boyna takılan sistem ise parmak uçlarınıza odaklanarak çizdiğiniz sınırlar dahilinde fotoğraf karesi alabiliyor.

Herhangi bir duvara bakıp e-postanızı kontrol etmek

Bir önceki örneklerde olduğu gibi parmaklarınızı kullanarak bir duvarın karşısına geçip “@” işaretini havada çizdiğinizde, Projektör otomatik olarak duvara görüntü yansıtacak ve bu sayede anında e-posta hesabınızı dilediğiniz her yerden kontrol edebileceksiniz.

Elinizle telefon çevirmek

Bu sistem sayesinde projektörün avuçiçine yansımasıyla telefon numaraları avuçiçinizde belirecek ve aramak istediğiniz kişiye avuçiçinize dokunarak ulaşabileceksiniz.

Kol saatine artık ihtiyacınız yok

Saatin kaç olduğunu merak ettiniz ve kol saatiniz yanınızda yok, ya da kullanmaktan hoşlanmıyorsunuz. O halde yapacağınız işlem son derece basit: Parmağınızla bileğinizin üzerinde bir çember çizin ve ardından oluşan ekrandan anında saati öğrenin.

Dijital bir göz olarak hareket eden kamera, kullanıcıların parmaklarıyla yaptığı her hareketi takip ederken, kameranın içerisinde bulunan projektör de dijital ortamı gerçek hayata taşıyor.Önceleri kasketlerde kullanılabilen, ancak sonraları boyuna takılabilecek bir aparat halini alan SixthSense’in prototipin bugün için kullanıcılara maliyeti 350 doları geçmiyor; ancak sistem henüz tam olarak oturmadığından geliştirilen prototip üzerindeki çalışmalara devam ediliyor.

Bilginin kolay ve olabildiğince hızlı bir şekilde ulaşıldığı çağımızda, geliştirilen bu prototip sayesinde bilgi artık gerçekten de parmaklarımızın uçlarında olacak.

Demoyu seyredin
teknolojide.com

1500 dolara her telefonu dinleyin

GSM şebekelerinin eskiyen standartlarının doğurduğu açıklar bir kez daha gözler önüne serildi

DefCon Hacker’lar Buluşması’nda bir gösteri yapan Chris Paget, limitli bir bütçeyle istenen her telefon görüşmesinin dinlenebileceğini kanıtladı. Şayet niyetiniz varsa (!) siz de sadece 1500 dolarlık ekipmanla istediğiniz telefonu dinleyebilirsiniz.

Paget’ın yaptığı saldırı aslında yeni değil. GSM şebekesinin kullandığına eş ya da biraz daha yüksek frekans yayılarak, sinyalin dinleyici tarafına sıçraması sağlanıyor. Paget’ın kullandığı 900 MHz’lik frekans bandı daha çok amatör radyo yayını yapan kişiler tarafından kullanılıyor. Bu bant aralığı yayın yapmak suç teşkil etmiyor; daha kötüsü Avrupa’daki pek çok mobil operatör bu frekans aralığını kullanıyor. Chris, uzun menzilli RFID okuma cihazıyla dinleme işlemi gerçekleştiriyor.

Yani 2G (2. jenerasyon) GSM şebeke kullanıcıları bu saldırı karşısında savunmasız halde kalıyor. 3G’de ise, bir önceki jenerasyonun aksine kimlik doğrulama önlemleri bulunuyor. Ayrıca 3G’nin kullandığı frekans bandı 2.1 GHz. Bu da 3g ve 4G’yi erişilmesi, dolayısıyla dinlenmesi zor, en azından çok daha maliyet isteyen jenerasyonlar haline getiriyor.

3G uyumlu cihaz kullanan kullanıcıların da fark etmiş olabileceği gibi, yeni nesil cihazlarda 3G’nin yanında bir de 2G desteği bulunuyor. Paget, gösterisinde 3G sinyaliyle çalışan cep telefonunu 2G’ye düşürerek saldırı düzenlemeyi denedi. Teoride mümkün, ancak gerçekleşme olasılığı düşük bir ihtimal.

2G/3G arasındaki değişim, baz istasyonundan çekilen veriye göre değişiyor. Şayet operatör, baz istasyonunu 3G uyumlu hale getirmişse ve kullanıcılar o anda istasyona yüklenerek aktarılan veri miktarını kabartıyorsa otomatik olarak 3G frekansı aktif ediliyor. Ancak sinyalin kuvvetli olarak ulaşmadığı yerlerde cihaz şebekeden kopmamak adına kendi 2G modunu aktif ediyor.

Peki, bunu nasıl anlarsınız? 3G telefonunuzun sinyal barlarına bakın. Barların hemen üst köşesinde 3G simgesi görüyorsanız problem yok. Ancak 3G yerine ‘E’ ya da ‘G’ harflerinden birisini görüyorsanız, potansiyel tehlike altındasınız.
Şebekeden gelen sinyale göre mod değişimine örnek vermemiz gerekirse; örneğin cihazınızın sinyal seviyesi 3G modunda 1 ya da 2 (düşük) dolaylarında, 2G modunda ise tam görünüyor olabilir. Bu, 3G sinyalinin zayıf kaldığı için cihazın otomatik olarak 2G’ye düştüğünü gösterir.

Bu durumun önüne nasıl geçeceğimizi, en azından bu tip saldırıları nasıl yok edeceğimizi soracak olursanız birkaç farklı önerimiz mevcut.

1) 2G kullanıcısı kalmasın: Saldırı 2G ağlar üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Bu bakımdan sadece 2G destekli cihazların kullanımı azalırsa, risk de azalmış olur. Ancak dünya genelinde 3 milyardan fazla 2G GSM kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor.

2) Baz istasyonları konfigüre edilebilir: Bu da 2G cihaz sayısının azalmasıyla meydana getirilebilir. Mobil operatörler, baz istasyonlarını güncelleyebilir ve mümkün olduğunca sadece 3G tabanlı konfigüre edebilirse, tehlike teorik olarak yine azalmış olacak. Yani Paget’ın düzenlemiş olduğu saldırıda civarda 2G yerine daha çok 3G destekli baz istasyonu bulunsaydı, işi kat kat zorlaşacaktı.

Sonuç olarak tabii ki çözümlerin kullanıcıya yüklenmemesi gerekiyor. Çünkü asıl problem, 2G GSM standardı ve bileşenlerinin saldırılara karşı kendini koruyamaması.

Cnet Türkiye

2010′dan beklentiler: Üçüncü boyut

Herşeyin derinliklerinde gizli ayrıntıları vardır değil mi? TV görüntüleri, filmler, fotoğraflar, bunların hespi iki boyuta hapsedilmiş durumda. Sky, Asus, Fujifilm, 3M ve Acer gibi şirketler üçüncü boyuta geçerek ayrıntıları ortaya çıkarmak için uğraşıyorlar.

Türkiye’de 3D yayıncılığı anlamında 2010′da önemli bir gelişme beklemiyoruz, ancak yurtdışında 2010 3D HD TV yayıncılığının başlangıcı sayılabilir. Her ne kadar resmi bir lansman tarihi verilmemiş olsa da Sky’ın 3D kanalının Sky+HD üyelerine 2010 yılı içinde sunulması bekleniyor. Bu kanal belgesellerden, filmlerden ve spor müsabakalarından oluşan içeriği yayına sunacak. Tabii ki, 3D yayınlarını sorunsuz izlemek için uygun bir TV de seçmek gerecek. Hyundai’nin 6455 pound’luk S465D’si şu an için biraz pahalı görünebilir. CES 2010′daki 3D HD TV seçeneklerini de incelemekte fayda var. 3D TV yayınlarının başlamayacağı ülkelerde ise 2010 3D Blu-ray’in başlangıcının olduğu yıl olabilir. Üstelik PS3 kullanıcıları hiçbir donanım güncellemesi yapmadan, sadece yazılım güncellemesi ile cihazlarına 3D Blu-ray disk oynatma yeteneği kazandırabilecek.

Hem ASUS hem de Acer 3D destekli dizüstü bilgisayarlarını duyurdular. ASUS’un G51J-SZ028V modeli NVIDIA’nın 3D gözlüğü ve Blu-ray sürücüsüyle birlikte geliyor, umarız bu sürücü 3D Blu-ray standardını da destekler hâle gelir. Acer’ın 5738DGTriDef modeliyse 683 x 768 piksel çözünürlükte 3D görüntü üreten polarize ekranla geliyor. Dijital kameralar cephesinde ise FujiFilm’in Real 3D W1 kamerası stereoskopik 3D görüntülerini gözlük olmadan küçük ekranda izlemeye imkan veriyor, şimdi bu teknoloji ana tüketici kitlesiyle buluşmayı bekliyor. 3M’in Vikuiti 3D Alan Sıralı Optik Filmi ise LCD’ye eklenerek ekranın 3D yetenekleri kazanmasına olanak sağlıyor, her bir göze farklı görüntünün aktarılmasını sağlıyor. Bu çözüm uygulanması kolay ve ucuz gibi görünüyor, özellikle telefonlarda, mobil oyun konsollarında ve kişisel medya oynatıcılarında kullanılabilir.

teknoloji-haber.net

İlk yerli 3D televizyon Arçelikten

Ar-Ge’ye ciddi yatırım yapan Arçelik, 55 inçlik televizyon için üretim bantlarını değiştirdi. İlk yerli 3D televizyon, geçen hafta başında 5 bin 451 liralık satış fiyatıyla raflardaki yerini aldı.

Ar-Ge 'ye ciddi yatırım yapan Arçelik, Türkiye’nin ilk 3 boyutlu (3D) LED televizyonunu üretti Ar-Ge ‘ye ciddi yatırım yapan Arçelik, Türkiye’nin ilk 3 boyutlu (3D) LED televizyonunu üretti

Geçen hafta Arçelik A.Ş. Elektronik İşletmesi Direktörü Erkan Duysal ile biraraya geldik ve ilk yerli 3 boyutlu (3D) televizyonu inceleme fırsatı bulduk. 55 inç (140 cm) gibi oldukça büyük bir boyutta üretilen Arçelik’in 3D LED televizyonu, geçen hafta başından itibaren 5 bin 451 liralık fiyatıyla raflardaki yerini aldı. “Altyapımız vardı, bu konuda Türkiye’de bir ilk olmak istedik” diyen Duysal, 55 ekran için üretim bandının değiştiğini, tamamen Arçelik’in 35 kişilik endüstriyel tasarım ekibinin eseri olan televizyon için Ar-Ge’ye ciddi yatırım yaptıklarını anlattı. Duysal, yeni hedeflerinin ise 46 inçlik 3D LED üretmek olduğunu kaydetti.

Duysal, “İlk televizyonu 55 inç yaptık. Çünkü 3D’de ekran ne kadar büyük olursa o kadar iyi sonuç veriyor. Arçelik 3D LED televizyonunun 200 Hz ve resim detaylarını 4 kat arttıran Full HD özellikleri var. Karasal ve dijital yayınları oynatıyor, kablolu televizyondan HD yayın almak için ayrıca kutuya gerek yok. 4 HDMİ girişi var. USB’ye kayıt ve USB oynatma özelliklerine sahip. Tüm formatlardaki videoları izlemek mümkün. Ağustos’tan sonra D Smart ve Digiturk’ü kutusuz izletebilecek televizyonlarımız olacak” diye konuştu.

2.5 milyon adet bekleniyor

Erkan Duysal, 3D televizyon için satış hedefi koymadıklarını, bunda en büyük etkenin içerikteki yetersizlik olduğunu vurguladı. Duysal, “3D için şu anda en büyük problem içerik bulmak. Çok masraflı olduğu için yayıncıların ciddi yatırımlar yapması gerekiyor. İçerik problemi yüzünden satış hedefi koymadık” diye konuştu. Bu arada Duysal, dünyadaki 3D ve LCD satış rakamlarına ilişkin beklentileri de bizimle paylaştı. Buna göre, bu yıl 2.5 milyon adet 3D televizyon satılması bekleniyor. 2015’te bu rakamın 70-75 milyon adede çıkacağı tahmin ediliyor. Bu yıl 180 milyon adet olması beklenen LCD satışlarının 2015’te 250 milyon adedi geçmesi öngörülüyor.

HİÇBİR KUTUYA GEREK YOK

Alüminyum çerçevesi ile estetik bir görünüme sahip olan Arçelik 3D LED TV, sesin dağılmasını daha etkin bir şekilde sağlayan SRS sistemi yle ses çıkış gücünde değişiklik olmadan daha gerçekçi sesler elde edilmesini sağlıyor. Ürünün bir özelliği de dijital kablolu yayınlara uyumlu olması. Bu sayede harici bir kutuya ihtiyaç duymadan dijital kablolu yayınları alabiliyor. USB girişi sayesinde fotoğraf, video, müzik gibi veriler televizyonda görüntülenebilirken, HD filmler de izlenebiliyor.

teknoloji-haber.net