Ulusal e-Devlet ve Siber Güvenlik Strateji ve Eylem Planı’nda hangi hedefler var?

cyber_security_banner_internal

Türkiye’nin kamusal alanda dijitalleşmesini sağlayacak çok önemli stratejilerin ilk adımı bugün Ankara’da atıldı. 2016-2019 Ulusal e-Devlet Strateji ve Eylem Planı ile Siber Güvenlik Strateji ve Eylem Planı‘nın tanıtımı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Haberleşme Genel Müdürü Mustafa Koç ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin tarafından yapıldı.

Ulusal e-Devlet Strateji ve Eylem Planı

E-Devlet Strateji ve Eylem Planı, Türkiye’nin dijital devlet dönüşümünü hızlandırmayı hedefleyen ve sadece kamuyla sınırlı tutulmayan bir plan. Plan kapsamında 4 stratejik amaç, 13 hedef ve 43 eylem belirlenmiş ve hem sivil toplum kuruluşları ve eğitim kurumları hem de birey işbirliklerini de kapsayacak şekilde geniş tutulmuş.

Devlet ve özel sektör katılımıyla hazırlana 168 sayfalık E-Devlet Strateji ve Eylem Planı’ndan bir kaç bilgi paylaşmak gerekirse;

  • Avrupa Birliği (AB) tarafından 2015 yılında yayınlanan e-Devlet ölçümleme çalışmasına göre Türkiye 33 ülke arasında kullanıcı odaklılık açısından 8. sırada.
  • Birleşmiş Milletler (BM) 2014 ölçümleme çalışmasına göre; Türkiye 193 ülke arasında, e-Devler Gelişmişlik Endeksi’nde 71.,
  • Çevrimiçi Hizmet Endeksinde 53. ve e-Katılım Endeksinde 65. sırada yer alıyor.
  • Dünya Bankası 2016 İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde Türkiye 189 ülke arasında 55. sırada yer alıyor.
  • Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2013 BİT Gelişmişlik Endeksi’nde Türkiye 166 ülke arasında 68. sırada yer alıyor.
  • Türkiye’de e-Devlet kullanıcı sayısı 30 milyona, hizmet sağlayıcı sayısı 263’e, hizmet sayısı 1572’e ulaşmış.
  • Kalkınma Bakanlığı Kamu Bilgi ve İletişim teknolojileri Yatırımları (Nisan 2015) raporuna göre 2015 yılında kamu sektörü
  • BİT yatırımları 3 milyar 708 milyon TL düzeyine yükselmiştir. Kamu sektörü BİT yatırımlarının tüm kamı yatırımlarına oranı %6,9’dur.
  • 2015 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hanealkı Bilişim Teknolojileri Kullanı Araştırması istatistiklerine göre bireylerde e-Devlet hizmetlerini kullanım oranı yüzde 53,2. Özel sektörde e-Devlet hizmetleri kullanım oranı ise yüzde 81,4.

E-Devlet Strateji ve Eylem Planı’nın hazırlanmasında 21 ayrı üst düzey politika belgesi incelenmiş. E-Devlet ölçümlemelerinde ve çalışmalarında ön sıralarda yer alan 8 ülkenin (Güney Kore, Avustralya, Fransa, ABD, İngiltere, Estonya, Malezya) e-Devlet yaklaşımları detaylı olarak analiz edilmiş. Ayrıca 12 uluslararası kuruluş ve 4 uluslararası danışmanlık firması tarafından gerçekleştirilen e-Devlet çalışmaları ve eğitim analizleri incelenmiş.

E-Devlet Strateji ve Eylem Planı’ndan ye alan bazı hedef ve eylemlere de yer vermeden geçmeyelim;

  • Kurumsal bilişim stratejilerinin oluşturulması ve kamu bilişim personeli istihdamının düzenlenmesi
  • Kamu bilişim yetkinlik merkezi kurulması ve kamu bulut bilişim altyapısı oluşturulması
  • Kamu entegre veri merkezlerinin kurulması ve uygulamaya alınması
  • Türkiye coğrafi bilgi stratejisi ve eylem planının hazırlanması
  • Akıllı kentler programı geliştirilmesi ve kent yönetimi bilgi sistemi geliştirilmesi
  • E-Sağlık kayıtlarının entegrasyonunun sağlanması ve e-Sağlık standardizasyonu ve Akreditasyonunun gerçekleştirilmesi
  • Kullanıcı odaklı e-Devlet hizmet sunumunun sağlanması ve entegre bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması
  • E-Devlet hizmetlerinde mobil platformlar ve sosyal medyadan yararlanılması
  • Kamu Politikalarının oluşturulmasında BİT destekli katılımcılık programı geliştirilmesi

Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı

Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nda ise 5 stratejik amaç doğrultusunda 41 eylemin hayata geçirilmesi planlanıyor. Söz konusu stratejik amaçlar siber tehditlere karşı korunma, siber güvenlik alanında iş gücünün artırılması, yerli siber güvenlik çözümlerinin geliştirilmesi ve siber güvenliğin milli güvenlik sistemlerine entegrasyonu gibi başlıklar içeriyor.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türkiye’de 500’den fazla siber saldırılara müdahale ekibi kurulduğu bilgisini verirken, yılda ortalama 90 milyon siber saldırı aldığımızı da paylaştı. Forbes tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2019 yılında siber saldırıların devletlere zararının 2 trilyon dolar seviyesinde olacağını paylaşan Bakan Arslan, ülkemize yönelik siber tehditlerin son dönemde bu katlanarak arttığını da dile getirdi.

Kısa bir bilgilendirme yapmak gerekirse; 20/10/2012 tarih ve 28447 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Ulusal Siber Güvenlik Çalışmalarının Yürütülmesi, Yönetilmesi ve Koordinasyonuna İlişkin Bakanlık Kurulu Kararı” ile 5809 Elektronik Haberleşme Kanunu gereğince ulusal siber güvenliğin sağlanmasına ilişkin politika, strateji ve eylem planlarının hazırlanması ve koordinasyonun sağlanması Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na devredilmişti.

Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı nezdinde hazırlanırken; kamu kurumları, kritik altyapı işletmecileri, bilişim sektörü, üniversiteler ve sivil toplum kurumlarını temsilen 73 kurum ve kuruluştan toplam 126 uzmanın katılımıyla (Ortak Akıl Platformu) gerçekleştirilmiş. Sözü fazla uzatmadan, siber güvenliği ulusal güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası yapmak isteyen plandaki dikkat çeken eylem hedeflerini sıralayayım;

  • Kurumsal Siber Olaylara Müdahele Ekibi (SOME) kurması gereken kamu kurumlarında siber güvenlik bütçesinin oluşturulması
  • SOME’lerde çalışan siber güvenlik personelinin iş tanımlarının belirlenmesi
  • Kurumlarda sızma testlerinin zorunlu hale getirilmesi
  • Kamu ve kritik altyapı sistem odalarının sahip olması gereken asgari kriterler
  • Siber suçlar ile ilgili ceza ve muhakeme mevzuatının düzenlenmesi
  • Güvenli IPv6 kullanımınını yaygınlaştırılması
  • Milli adli analiz kapasitesinin geliştirilmesi
  • Adli analiz uzman havuzu oluşturulması ve kriterlerinin belirlenmesi
  • Siber suçları tespit için büyük veri analizi altyapısının kurulması
  • Siber güvenlik terimleri sözlüğünün oluşturulması
  • İlk, orta, lise ve yaygın eğitimde siber güvenlik eğitimlerinin yaygınlaştırılması
  • Siber güvenlik yaz kampları, yarışmaları ve tatbikatlarının düzenlenemsi
  • Bilişim hukukçusu yetiştirilmesi
  • Siber güvenlik farkındalığı kamu spotlarının oluşturulması
  • Yüksek lisans ve doktora düzeyinde siber güvenlik ders içeriklerinin oluşturulması
  • Siber güvenlik ekosistemi ulusal iş modelinin oluşturulması
  • Siber güvenlik teknoloji yol haritasının ve araştırma gruplarının oluşturulması
  • Siber güvenlik ilgili yerli teknoloji ve ürünlerin desteklenmesi
  • “Güvenli yazılım geliştirme ve güvenli yazılım kullanımı” kültürünün yaygınlaştırılması
  • Pardus’un yaygınlaştırılması
  • Laboratuvar/test yatağı altyapısının kurulması ve kritik siber güvenlik teknolojilerinin kazanımı
  • Kritik ürünleri denetleyecek ve sertifikalandıracak mekanizmaların çalıştırılması
  • Ulusal Siber Güvenlik Portalı’nın oluşturulması

Her iki alanda da incelenen örneklerden hareketle detaylı bir çalışma yapıldığını tahmin ediyor ve hedeflerin uygulamaya konulmasında gecikme yaşanmamasını temenni ediyorum. Özellikle siber güvenlik çalışmalardaki gecikmelerin e-Devlet sistemlerini tehdit edeceği ve ekonomik anlamda daha zararlı olabileceği de hepimizin malumu.

Ek olarak STM’nin henüz kurmuş olduğu Siber Füzyon Merkezi‘nin de eylem planının uygulanmasına yardımcı olacağını paylaşabilirim. Bu yeni adımlarla birlikte siber tehditlere karşı başarılı olup olmadığımızı da önümüzde dönemde izlemeye devam edeceğiz.

Eylem planının tamamına BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ.

webrazzi.com  e-devlet.gov.tr

Reklamlar

Dünden Bugüne İstihbarat ve Siber İstihbaratın Önemi

top-secret-stamp-clip-art-5313İstihbarat, özellikle genç yaşlarda ilgi duyulan bir bilim dalı. Yüzyıllardır gizemini korumakta olan, bunun neticesi olarak da birçok insanın önyargıyla yaklaştığı istihbarata son yıllarda Türkiye‘de de farklı bir yaklaşım sergilenmeye başladı. Bunun neticesi olarak ülkemizde de bazı üniversiteler, terörle mücadele ve istihbaratla ilgili konularda programlar açarak, akademik bilgiye sahip, istihbaratı bir bilim dalı olarak gören kişilerin yetişmesine katkıda bulunmaktadır.

Sinema filmlerindeki hikayelerde sürekli olarak ıslak operasyonların ön plana çıkarılması sebebiyle de kimilerinin korku duymasına sebep olan istihbarat, doğru bir şekilde kullanıldığı takdirde, bir ülkenin kısa ve uzun vadedeki geleceğini tayin etmede büyük bir rol oynamaktadır.İstihbarat, haber alma teknolojilerinden kriptolojiye, yabancı dil uzmanlığından psikolojiye kadar birçok müspet ilmi kapsamaktadır. Bir başka deyişle, istihbaratın elde edilmesi için bilginin elde edilmesi ve bunun işlenmesi, ardından analiz edilmesi gibi süreçler bulunmaktadır.

İstihbarat, günün şartlarına uygun olarak gelişmektedir ve çeşitli sözlüklerde “akıl, zeka, malumat, haber, bilgi, havadis, bilgi toplama, haber alma” şeklinde tanımlanmaktadır. İstihbarat bilimcileri tanım yaparken, akıl ve haber alma öğelerini bir arada kullanmaktadır. Dolayısıyla akılcı yöntemlerle haberin alınması ve yine akılcı yöntemlerle bunların işlenmesi neticesinde istihbarat elde edilmektedir. İşlenmemiş haber, istihbarat olamaz. Dolayısıyla elde edilen haberlerin belli bir metodoloji kullanılarak tasnif edilmesi, işlenmesi ve son olarak da raporlanması gereklidir. Aksi takdirde gelen haber, sadece bilgi olarak kalmaktadır.

 

İstihbarat, planlama, araştırma, deliller toplama ve çeşitli ilmi metotlar kullanarak bunların değerlendirilip, kullanılabilecek bilgi olarak sunulmasını hedeflemektedir. İstihbaratın sistemli bir şekilde toplanması da oldukça önemlidir. Bu sistemin dışına çıkılması bilginin, dolayısıyla da elde edilecek istihbaratın bozulmasına sebebiyet verecektir. Bu da özellikle müşterilerin (teknik terimdir) yanlış karar vermesine sebep olacak, düşman ya da rakiplerine karşın yanlış hareket etmelerini sağladığından başarısızlığın en büyük temeli olacaktır.

5585519-a-top-secret-folder-isolated-on-a-white-background-stock-photo

İstihbarat toplamak için teknik, insan kaynaklı ve açık kaynak istihbarat toplama teknikleri kullanılmaktadır. Kapalı kaynak olarak adlandırılan istihbarat toplama tekniği, eskiden daha çok sahada yapılmaktayken, bugün siber uzay üzerinden de etkin bir şekilde gerçekleşmektedir. Üstelik elde edilen neticeler, eskiye oranla çok daha düşük maliyetli, hızlı ve güncel olmaktadır. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte artık çeşitli web siteleri, sosyal medya ve sohbet odaları gibi ortamlardan açık kaynak istihbarat toplamak da yine çok daha kolay bir şekilde gerçekleşmektedir.

İstihbaratın ne olduğunu özetleyecek olursak; “İstihbarat, ulaşılabilen açık, yarı açık ve gizli kaynaklardan elde edilen bilginin, ulusal güvenliği tehdit edecek unsurlara karşı koruma sağlamak amacıyla yahut politika yapıcıların, ulus menfaatlerini olumlu şekilde etkileyecek kararların alınması hususunda ihtiyaç duyduğu bilgilerin elde edilip, doğruluğuna göre sınıflandırılması, karşılaştırılması, analiz edilmesi süreci sonucunda ulaşılan bilgidir.”

Bilginin ne kadar önemli olduğu bu tanımla birlikte bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Bugün, bilgiyi elde etmek bir tık ötede olduğuna göre, akılcı yöntemler kullanarak istihbarat elde etmek de daha hızlı bir şekilde mümkün olmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, artık istihbaratın internet üzerinden kolayca elde edilebildiğidir. Özellikle sosyal medya hesaplarında paylaşılan bilgi burada büyük bir ehemmiyet teşkil etmektedir. Bugüne kadar pek çok kullanıcınınhassas bilgilerini internet üzerinden paylaşması neticesinde çeşitli kaçırma, fidye isteme ve hatta cinayet haberleri basına yansımıştır. Bu durumda internetin kullanımı kadar, bilginin derecelendirilmesi ve korunması da devreye girmektedir. İnternet kullanıcılarının, sadece sahip oldukları, depolama alanlarında kayıtlı bulunan belgeleri değil, aynı zamanda kişisel bilgilerini de muhafaza etmeleri günümüzün olmazsa olmazları arasına girmektedir.

Bugün, teknolojinin geldiği nokta neticesinde siber istihbarata da oldukça büyük bir önem verilmektedir. Ülkeler ve kurumlar, birbirlerine üstünlük kurmak için rakiplerin bilgi sistemlerine karşı saldırılar yapmakta, siber sistemlerini devre dışı bırakarak ekonomik olarak zarar vermeyi amaçlamaktadır. Bunun dışında siber uzayda saklanan verilerin ele geçirilmesi sağlanmış ve böylelikle gelecek planları, kullanılan teknolojiler ve diğer birtakım gizli bilgiler elde edilebilmiştir.

7796813-top-secret-blue-stamp

Yapılan bir siber saldırı neticesinde, bir ülkenin tüm elektrik hizmetlerini bir anda kesmek mümkün kılınabilmektedir. SCADA sistemlere yapılacak saldırılarla hedef ülkeye sadece ekonomik olarak değil, aynı zamanda fiziksel saldırılar dahi gerçekleştirilebilmekteidir. Günlerce sürebilecek bir saldırı sonucu, ülkenin tüm banka ve finans kurumlarının sistemleri çökertilebilmekte, hizmet veremez hale getirilebilmektedir. Artık tankla tüfekle savaşma devrinin kapandığı, savaşların siber ortamda gerçekleşeceği çeşitli uzmanlar tarafından belirtilmektedir. ABD’li yetkililer yaptığı bir açıklamada, kendilerine karşı yapılacak herhangi bir siber saldırının, konvansiyonel savaş sebebi olacağını ifade etmiştir.

ABD tarafından yapılan bu resmi açıklama, siber güvenlik ve siber istihbarat öğelerinin önemini vurgulamaktadır. Siber istihbarat, HACKINT olarak da tanımlanan, hackleme üzerine olabileceği gibi, daha önce de ifade ettiğimiz gibi sosyal medya ve çeşitli internet yayınlarından faydalanılarak da elde edilebilmektedir. Bunun haricinde son dönemde, özellikle Suriye ve İran gibi Ortadoğu ülkelerinde de sıkça kullanılan, siber baltuzağı operasyonları da maddi manevi tahribatlara sebebiyet verebilmektedir.

Bugün internet, espiyonaj faaliyetleri için oldukça kullanışlı bir alan haline gelmiştir. ABD’ninSavunma Araştırmaları Servisi‘ne göre, bilgisayarlar ve internet, en hızlı gelişmekte olan istihbarat toplama alanı olarak nitelendirilmektedir. “Tradecraft” olarak adlandırılan ve istihbarat paylaşımı olarak tanımlayabileceğimiz faaliyet, günümüzde internet sayesinde çok daha kolay bir hale gelmiştir.

ABD istihbarat servisinin, kendi haberleşme ağını kurdurması, şifreleme özelliğine sahip haberleşme yazılımlarını geliştirmesi de siber uzaydaki istihbari faaliyetlerin önemini tekrar gözler önüne sermektedir. Bireysel olarak da kullanıcıların, hassas bilgilerini koruyabilmek, başkalarının eline geçmemesini sağlamak amacıyla WhatsApp gibi uygulamalar yerine, açık kaynak şifreleme destekli uygulamalar kullanmaları gerekmektedir.

Mobil cihazlar ve bilgisayarlar için geliştirilmiş zararlı yazılımlar sayesinde pek çok bilgiye anında ulaşmak mümkün olmaktadır. Dolayısıyla kullanılan cihaz, yazılım ve internet ağlarına dikkat etmek gerekmektedir. Ayrıca; önem teşkil edebilecek bilgileri paylaşmaktan kaçınmakta fayda bulunmaktadır.

k12669022

Siber uzay içerisinde yer alan cihazlar üzerinden bilgi elde etmenin çeşitli yolları bulunmaktadır. Bunlar arasında, yukarıda belirttiğimiz sosyal medya araçlarının kullanılması, casus yazılımların sızdırılması ve hacking yöntemleri olabileceği gibi, doğrudan cihazın fiziksel olarak ele geçirilmesi yer almaktadır.

Buraya kadar anlatılanlar, temel bilgi niteliğinde olup, teknik bilgilere ulaşabilmek için açık kaynakların takip edilmesi, istihbarat, siber istihbarat ve siber güvenlikle ilgili yazılmış olan kitapların okunması tavsiye olunur.

h4cktimes.com

YouTube, Facebook, Instagram… Hangi platform şöhretlere daha çok kazandırıyor?

facebook-youtube-facetubeYouTube’un en çok tanınan şöhretlerininyıllık gelirleri milyon dolarları buluyor ancak YouTube, şöhretler için tek adres değil. Başta videolardaki iddiasını her geçen gün güçlendiren Facebook olmak üzere, Instagram ve Snapchat şöhretler ve haliyle markalar için iyi alternatifler haline geliyor. Örneğin, geçtiğimiz yıldan itibaren platformuna reklam almaya başlayan Instragram’da yapılan sponsorlu paylaşımların sayısı son bir yılda aylık 200 bin paylaşımdan 400 bine çıktı.

The Economist’in Captiv8’ten derlediği veriler, YouTube’dan Snapchat’e Facebook’tan Twitter’a popüler sosyal ağların şöhretlere kazandırma potansiyellerini gösteriyor. Buna göre, YouTube diğer sosyal ağlara göre en çok kazandıran platform olarak hala lider; Snapchat ise Instagram’ı yakalamış durumda.

celebrity-social-media

Takipçi sayısı aralığına göre platformların reklam gelirlerini kıyaslayan araştırmaya göre, YouTube’da 7 milyondan fazla takipçiye sahip bir şöhretin ortalama kazancı 300 bin dolar. Aynı takipçi sayısına sahip şöhretler Facebook’ta ortalama 187 bin 500 dolar kazanırken, Instagram ve Snapchat’te 150 bin dolar; Vine’da 112 bin 500 dolar; Twitter’da ise 60 bin dolar kazanıyor. Şöhret olmanın “minimum eşiği” 100 bin ila 500 bin takipçi içinse YouTube 12 bin 500 dolar; Facebook 6 bin 250; Instagram ve Snapchat 5 bin dolar kazandırıyor.

YouTube her ne kadar en fazla kazandıran platform olsa da şöhretler için geri dönüşü en uzun sürede sağlayan platform. Markalar açısındanda her bir platformun etkisinin birbirinden farklı olduğunun ayırdına varmak kritik. Örneğin, Oglivy’ın Tubular ile birlikte hazırladığı The Rise of Multi Platform Video raporuna göre, Facebook’taki videoların toplam görüntülenmelerinin yüzde 50’si ilk günde gelirken, YouTube için bu sayı yüzde 20. Yani Facebook’ta videoların kısa süreli etkisine karşın, Youtube sürekli izlenme ve uzun ömürlülükle öne çıkıyor.

webrazzi

4.5G faturalara nasıl yansıyacak Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom

1 Nisan 2016 itibariyle kullanımına başlanacak olan 4.5G’nin faturalara nasıl yansıyacağı merak ediliyordu. GSM şirketleri 4.5G tarifelerini açıklayarak bu sorunun yanıtı verdi.

 

 

 

 

 

Turkcell

 

Turkcell düşük kota ve yüksek kota kullanmak isteyenler için farklı seviyelerde paketler hazırladı.

Düşük kota ihtiyacı olan aboneler 2 GB, 4GB ve 6 GB’lık paketlere 39, 49 ve 59 TL’lik fiyatlarla ulaşabilir.

Yüksek kota isteyenler ise 10, 15, 20 ve 50 GB’lık kotalara 79 ile 149 TL arasında değişen fiyatlarla ulaşabilecek.

Turkcell ayrıca yurtdışına gidenlerin satın aldıkları paketin tamamını günlük 9.90 TL karşılığında yurtdışında kullanabileceğini de duyurdu.

Turkcell 4.5 G’ye geçen abonelerin kotalarını ilk 3 ay boyunca ikiye katlayacağını, 3 ayın sonunda da fiyat artış olmadan yüksek kotalı tarifelerden yararlanabilecekleri teklifler sunacaklarını açıkladı.

Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ayrıca kullanılmayan paket ve servis ücretlerini geri ödeyeceklerini de duyurdu ve “Paketten kalan kullanım hakkını devredeceğiz. Faturalarda sürpriz yaşatmayacağız” dedi.

Vodafone Faturalı & Faturasız

Vodafone Red tarifelerinde 4.5G teklifleri sunuyor. Kotalar 3GB’tan 15 GB’a doğru 5 ayrı tarifeyle sunuluyor.

En düşüğü olan 3GB mobil internet yanında 1000 dakika konuşma ve 1000 SMS’le birlikte kontratlı 49, kontratsız 60 TL’den sunuluyor.

En yüksek paket olan RED Elite ise 15 GB internet, 10 bin dakika 10 bin SMS’le birlikte kontratlı 159 TL, kontratsız 170 TL.

Vodafone ayrıca, müşterilerinin 4,5G’ye 1 ay ücretsiz deneme kampanyasıyla merhaba diyeceğini duyurdu.

Vodafone’dan yapılan açıklamaya göre, şirket, abonelerini 4,5G’nin sunacağı yeniliklerle tanıştırmak amacıyla deneme kampanyası düzenleyecek. “Dört Bucak G Deneme Kampanyası” ile aboneler, nisan ayı boyunca kendi tarifeleri dışında hiçbir ödeme yapmadan 4,5G teknolojisini deneyebilecek.

Vodafone abonelerinin 4,5G’yi kullanabilmesi için öncelikle 4.5G uyumlu bir cihaza ve SIM karta sahip olması gerecek. Buna göre aboneler, cihazlarının ve SIM kartlarının 4,5G uyumlu olup olmadığını öğrenmek ve 4,5G’ye kayıt olmak için 4,5G yazıp 4545’e gönderebilecek. Vodafone aboneleri, 4.5G’yi kullanmak için herhangi bir ücret ödemeyecek.

Vodafone ayrıca, http://www.4bucakg.com web sitesinden de abonelerinin 4,5G hakkında merak ettikleri her tür bilgiye ulaşmalarını sağlayacak.

Türktelekom

Türk Telekom “4.5G Uyumlu Datası Bol Tarifeler” adıyla 3 GB’tan 15 GB’a kadar değişen kotalı tarife seçenekleri sunuyor. 3gb kotalı tarife 1000 dakika konuşma ve 1000 SMS ile sözleşmeli 35 TL, kontratsız 45 TL.

15 GB kotalı paket ise 5 bin dakika konuşma ve sınırsız SMS ile sözleşmeli 89 tl, SÖZLEŞMESİZ 119 tl.

Türk Telekom ayrıca 4.5G uyumlu SIM’e geçen abonelerine 30 günlüğüne 1 GB internet hediye ediyor.

Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Coşkun Şahin, 1 Nisan’dan itibaren kullanılmaya başlanacak 4,5G’de dakika başına konuşmada fiyatların sabit kalacağını vurgulayarak, “Data ve sesi kullanma arasında fiyat farkı olmayacak” dedi.

Şahin, gazetecilerle sohbet toplantısında, 4,5G’nin kullanılmaya başlamasıyla aynı miktar kullanımda yüksek fiyat ödemenin veya 4,5G aboneliği için ücret alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade ederek, bu teknolojiye uyumlu cep telefonu ve SIM karta sahip olanların aboneliğini onaylamak şartıyla 4,5G’ye geçeceğini söyledi.

SIM kart değişimlerinin ücretsiz olduğunu anlatan Şahin, abonelerine 10 gigabayt internetin de hediye edildiğini ifade etti. 1 Nisan’dan itibaren kullanılmaya başlanacak 4,5G’de dakika başına konuşmada fiyatların sabit kalacağını ve data ile sesi kullanma arasında fiyat farkının olmayacağını anlatan Şahin, Türkiye’de mobilde data kullanımının her yıl ortalama iki katına çıkmasına karşın abone başına aylık fatura bedellerinde ve abone başına elde edilen gelirde önemli bir değişiklik olmadığını kaydetti.

Şahin, 4,5G ile mobilde yüksek hızlı data kullanımıyla insanların alışkanlıklarının da değişeceğini ve filmlerin ya da videoların artık indirilerek değil, anlık olarak izlenilebileceğini belirtti.

1 Nisan’dan sonra cep telefonlarında cihazın özelliğine bağlı olarak 4,5G, Giga4, 5G, GigaLTE, LTE yazısının bulunacağını belirten Şahin, söz konusu uygulamanın SIM karta göre değil, cihaza göre farklılık gösterdiğini vurguladı.

Kore’nin 2018’de 5G teknolojisine geçmeye hazırlandığını anımsatan Şahin, Kore ile işbirliği içinde olmaları dolayısıyla dünyada bu teknolojiye geçen öncü operatör olacaklarını ifade etti.

Kaynak : cnnturk

Ankara Patlaması ve Facebook Güvenlik Durumu Kontrolü

Ankara Patlaması ve Facebook Güvenlik Durumu Kontrolü

17 şubatgüvenlik 2016 tarihinde Ankara’da meydana gelen hain terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin diyorum yararlılara da acil şifalar diliyorum. Terörü ve teröre destek olan herkesi lanetliyorum kınıyorum. Umarım tekrarı yaşanmaz.

Maalesef hayat devam ediyor…

Dün akşam meydana gelen elim patlamadan sonra facebook güvenlik durumu kontrolü uygulamasını devreye soktu.  İlk olarak Kasım 2015 de meydana gelen Paris saldırısının ardından uygulamaya giren Facebook Güvenlik Durumu Kontrolü 4.1 milyon kişi tarafından kullanıldı. Bu uygulama ile yaşadığı şehir bilgisinde Ankara olan tüm kullanıcılarına uygulama kullanıma sunuldu.

güvenlik2

Dün akşam yaşanan patlama ile ilgili facebook “Medya kaynakları Türkiye’nin başkenti Ankara’da bomba yüklü araçla askeri birliklere bir saldırı düzenlendiğini bildiriyor. Patama yerel saatle Çarşamba akşamı gerçekleşti”

Acil Durum Servisleri 112

şeklinde duyurmuştur.

Yaşadığı şehri Ankara olarak belirten kullanıcılara yönelik açılan “Güvendeyim” butonu ile Facebook’ta hesabı olan ve Ankara’da yaşayan arkadaşlarınızın son durumlarını paylaşmak  mümkün olabiliyor.

Facebook’un Ankara’daki bombalı saldırı sonrası sunduğu bu özellik ile arkadaş listenizdekilere “Bölgedekilerin Tümü”, “Güvende Olduğunu Bildirenler” ve “Bildirmeyenler” alt başlıklarından bakılabiliyor.

73ags_1455742723_229

Ancak Paris saldırısından bir gün önce Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta bir terör saldırısı gerçekleştirildi ve Facebook Güvenlik Kontrolü uygulamasını devreye sokmadı. Ayrıca, Kenya’da da bir terör saldırısı yaşandı ve yüzlerce insan hayatını kaybetti ve Facebook burada ’da güvenlik kontrolünü devreye sokmadı.

Bu duruma tepki gösteren kullanıcılar, Facebook’un bu tavrını eleştirdi. Gelen tepkiler üzerine Facebook’un kurucularından Mark Zuckerberg bir açıklama yaptı.

Zuckerberg Facebook üzerinden yaptığım açıklamasında, “Geçtiğimiz Cumartesi gününe kadar, Safety Check sadece doğal afetler için devreye sokuluyordu. Yeni bir güncelleme ile bunu değiştirdik ve bundan sonra Beyrut’ta bir terör saldırısı yaşandığı takdirde Güvenlik Kontrolü uygulaması devreye sokulacaktır. ”dedi.

Terörün son bulacağı günler dileklerimle…

2015 yılının en kötü Şifreleri belirlendi & Güvenli Şifre Oluşturma

73432fa0d88870d0c5843d9fa114f9dd_k

SplashData, 2015 yılının en kötü şifrelerini açıkladı. 2 milyon çalınan şifre arasında en çok kullanılan şifreler belirlendi.

ŞİFRE

GÜVENLİ ŞİFRE NASIL OLUŞTURULMALI

Telekomünikasyon sisteminin hayatımıza girmesi sebebiyle bilgisayar, tablet, akıllı telefonlar hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu durum internet servis sağlayıcıların hizmet standartlarını ve hizmetlerini artırması da tetikledi. Artık Bankacılık hizmetlerinden tutunda sosyal medyaya varana kadar bir çok uygulama programı kullanıyoruz.

Her uygulamada ilk önce kayıt olmamız gerekiyor ve tabiki kullanıcı adı ve şifre belirlememiz beklenmektedir. Yetkisi olmayan kişilerin bizlerin kişisel hesaplarına ve bilgilerine erişim sağlayabilmesi belirlediğimiz şifreleri tahmin etmesinden geçmektedir.

Yukarıdaki görselde verildiği üzere kullanılan şifreler kolay tahmin edilebilen şifreler olduğu için bir çok kamu kurum ve kuruluşu ile kişisel hesaplar ele geçirilmektedir.

2012 Yılı Hack Olayları

hack

Görüldüğü gibi hacker (kötü niyetli kişi yada kişiler) pek de fazla uğraşmıyor. Çünkü şifreler çok basit oluşturuluyor.

NE YAPMAK LAZIM !!!

Elbette güvenli bir şifre oluşturmak lazım. Evet haklısınız bir sürü uygulama var ve bir sürü şifre oluşturuyoruz. Hem deniyor ki aman şifrenizi oluştururken küçük harf olsun yok 8 karakter olsun yok sayı olsun yok semboller olsun yok büyük harf olsun hemde bir yere not etmeyin kimseye de söylemeyin 🙂  Eeeee kim aklında tutacak bunları.  Bence de zor iş.

Güvenlik uzmanları yada geliştirilen sistem bize karmaşık şifre oluşturmamız gerektiğini söyler hep ama bunun mantıklı bir şekilde nasıl yöneteceğimizi kimse söylemez.

Buradaki sıkıntı şu, oluşturulan şifreleri belirli bir mantık sırasına göre oluşturursak hem kurallara uygun güçlü bir şifre oluşturmuş oluruz hem de birbirinden farklı şifrelerimiz olur ve hiç birini de unutmak zorunda kalmayız.

yontem

Görselde ifade edildiği gibi hepimiz bu web sitelerinden birini yada bir kaçını her gün mutlaka kullanıyoruz.

Yöntem şu;

Bizden istenen şifre algoritması nedir ? Harf, Sayı ve semboller

bir kelime belirliyoruz örnek “Elma” birde sayı grubu örnek “6273” şimdi birde sembol örnek “*” (yıldız) olsun.   Nedir Durum Elma6273*   9 karakterden oluşan BÜYÜK harf küçük harf rakamlar ve sembolden oluşan bir şifre oluşturduk. Şifre oluşturma kriterlerine gayet uygun gibi görünüyor.

yukarıdaki görselde sık kullandığımız uygulamaların baş harfleri verilmiştir. G (Gmail), F (Facebook), İ (İş Bankası) gibi.

Peki ne yapıyoruz ? 

Bu uygulamaların baş harflerini belirlemiş olduğumuz 9 karakterli şifremizin herhangi bir yerine ekliyoruz. İster en başına ister ortasına isterseniz sonuna bunun kararını siz vereceksiniz.

Gmail şifremiz => ElmaG6273*          İş Bankası Şifremiz =>Elma62İ73*

Facebook şifremiz=>FElma6273*      E-Devlet Şifremiz=> Elma6373*E

 

Gördüğünüz gibi değerli takipçiler, hem güçlü bir şifre oluşturduk hemde birbirinden bağımsız oldu.  Önemli olan mantıklı bir sistematik çerçevesinde oluşturmaktır.

Sizde kendinize göre metotlar geliştirebilirsiniz.

E daha ne olsun 🙂

 

 

Bilişimcilerden 2020 sonrası yaşam için 8 şok tahmin

Google’ın dahi çocuğu ve gelecek bilimcisi Ray Kurzweil, 2020’de nasıl bir teknoloji olacak sorusuna yanıt verdi. İcatlar okurken bile ürkütüyor…

Ray Kurzweil, en önde gelecekbilimcilerin başında geliyor. Bu alanda, “Spiritüel Makineler Çağı” ve “Zihninizi nasıl oluşturursunuz” adlı iki “en çok satan kitaplar listesinde” kitabı mevcut. Yaptığı tahminlerde “insansız araba” örneğinde olduğu gibi %86 haklı çıkan Kurzweil’in diğer bir ün kaynağı ise yapay zeka çalışmaları nedeniyle Google tarafından işe alınması.

İşte 2020′lerde ve ötesinde kimine göre korkunç, kimine göre ise umut verici 8 tahmin:

1. 2030′a kadar nanorobotlar beynimize takılabilecek!

Kurzweil, bu yılın başlarında verdiği seminerlerden birinde sinir sistemi içine yerleşecek nanobotlar sayesinde tam bir sanal gerçeklik yaşayacağımızı belirtiyor. Başka bir deyişle beynimiz bir “bulut” a bağlı olacak. Kurzweil nasıl kablosuz ağ ile internete bağlanıyorsak , bulut vasıtasıyla neokorteksimizi genişletmenin mümkün olacağını ve bu sayede temelde bir Matrix’te yaşayacağımızı belirtiyor.

2. Bu nanorobotlar sayesinde radikal yöntemlerle yaşam uzatmak mümkün olacak!

Kurzweil, nanotobotların insanın doğal bağışıklık sisteminde, hastalıklara karşı bağışıklık sistemine yardımcı olacağı, kanser gibi herhangi bir hastalığını yenmenin mümkün olacağını söylüyor ve bununla da kalmıyor, diğer gelecekbilimciler gibi ölümün de yenilmesi gereken bir hastalık olduğunu belirtiyor. Ona göre nanorobotların ölümü yenmenin yollarından biri olacak

3. Nanobotlar bizi daha eğlenceli yapacak

Kurzweil’e göre cyborglaşmamız bizleri daha az insan yapacağı görüşünün aksine daha çok insan yapacağı görüşünde. Kurzweil, insanların mantık limitlerinin artmasının duygusal edinimlerimizi de artttıracağını düşünüyor.

4. Her şeyi ama her şeyi 3 boyutlu yazıcılarla yapabileceksiniz

Biyoteknolojide, şehir planmada, uzaydaki ve dünyadaki araçların tamirinde sıklıkla kullanılmaya başlayan 3 boyutlu yazıcıların büyüsü Kurzweil’in de ilgisi dahilinde ve 2020′e kadar daha iyi yaşamak ve ihtiyacınız olan her şeyi 3 boyutlu yazıcılardan elde edebileceğinizi düşünüyor.

5. Ölen insanların reerkarnesi yapay zeka ile mümkün olacak

Kurzweil, bir çok kez yapay zeka sayesinde babasını geri getireceğine inandığını ve 2030′a kadar sevdiklerinizin anıları insanların beyinlerine nanorobotlar ile göndermenin mümkün olacağını belirtiyor. Ölen yakınınızın bir DNA örneklemesi ile arttırılmış gerçeklik teknolojileri ve beyninizdeki varlığı ile sanal versiyonu oluşacak.

6. Tekilliğe kavuşacağız

Kurzweil için en önemli tarihlerden biri de 2045. Bu yıl gelecek bilimcilerin “tekillik” olarak adlandırdığı ve biyolojik büyüme evriminin yerine yapay zekanın ikame ettiği zaman olacak…

Kurzweil bu konuda şöyle söylüyor: ” Teknolojik değişim hızının çok hızlanacağı gelecek dönemde, etkileri de çok derin olacak. İnsan yaşamı geri dönülemez şekilde dönüşüm geçirecek. Hem ütopyacı hem de distopyacı düşünenlere rağmen, bu çağ, ölümü de içine alan insan yaşam döngüsünden iş modellerimize kadar her türlü temayı dönüştürecek.”

Kurzweil, 2045′te yapay zekaların işlemci gücünün insan zekasının 1 milyar katı olacağını ve insan türünün asla eskisi gibi olmayacağını söylüyor.

7. Tekillik sonrası bilgisayara aklımızı yüklemek mümkün olacak

Kurzweil ve diğer gelecekbilimciler tekilliğin en önemli sonucu olarak bilgisayarla akıl yüklemenin mümkün olacağını düşünüyorlar. Bu transfer sayesinde beyin tabanlı bilişten bilgisayar tabanlı bilişe geçiş mümkün olacak.

Bu görüşe Stephen Hawking’in de katıldığını ama 2045′in bunun için erken bir tarih olacağını belirtmemizde fayda var.

8. Fiziksel bedenimizin yetkinliklerini arttırmak için sanal bedenler satın alacağız

Eğer bilgisayarla aklımızı yüklemek mümkünse, ona fiziksel bedenimizde zayıf gözüken organlarımızı daha iyi bir sanal bedenle ikame etmek de mümkün olacak. Kurzweil, sanal bedenlerin de gerçek bedenler gibi detaylı ve inandırıcı olacağı görüşünde. ” Zihnimizi yerleştireceğimiz bir bedene ihtiyacımız var ve bu türün zayıflığında çelimsiz bir biyolojik bedende yaşamak zorunda olmadığımız anlamına geliyor.”

Bu sayede tıpkı bir bilgisayar oyununda gelişkin yetkinlikleri olan bir karakter seçer gibi sanal bedenlerimiz olacak.

9. “Hızlandırılmış Kazanımlar Yasası” geleceği yönetecek

Moore yasası, transistörlerin değerinin düşmesiyle sayılarının her 18 ayda bir ikiye katlanacağını ve bu oluşum en az 10 yıl devam edeceğine dayanmaktadır. Moore daha sonra bu süreyi 24 ay olarak düzelmiştir.

Üstel büyüme üzerine tanımlanan bu kavram günümüze kadar halihazırda kabul edilmektedir. Kurzweil ise tıpkı Moore’un şimdiye kadar literatürde baz alınması gibi, “Hızlandırılmış Kazanımlar Yasası” teorisinin geleceği yöneteceği görüşte. Her yeni teknoloji, artan işlemci kapasitesi üstel bir kazanım yaratacaktır.

Bu ayrıca insanın evriminden, bakteriyel yaşama kadar bir çok süreci kapsayan yepyeni bir dönemin karşılığı olacaktır.

Singularity(Tekillik) ile bir üst safhada insan ve makinelerin bir olacağı bambaşka bir evrim anlamını taşıyan bu teorinin gerçekleşmesi, bilgi işleme hız ve kapasitesinin teknolojinin üstel olarak hızlanmasıyla mümkün.

Eğer teknoloji endüstrisi ısınma ve enerji problemlerini çözemezse Kurzweil için bu şimdiye kadar bildiği %86 lık öngörülerinin dışında kalan bir gelecek tahmini olacak.

kaynak:http://www.sozcu.com.tr/