YouTube, Facebook, Instagram… Hangi platform şöhretlere daha çok kazandırıyor?

facebook-youtube-facetubeYouTube’un en çok tanınan şöhretlerininyıllık gelirleri milyon dolarları buluyor ancak YouTube, şöhretler için tek adres değil. Başta videolardaki iddiasını her geçen gün güçlendiren Facebook olmak üzere, Instagram ve Snapchat şöhretler ve haliyle markalar için iyi alternatifler haline geliyor. Örneğin, geçtiğimiz yıldan itibaren platformuna reklam almaya başlayan Instragram’da yapılan sponsorlu paylaşımların sayısı son bir yılda aylık 200 bin paylaşımdan 400 bine çıktı.

The Economist’in Captiv8’ten derlediği veriler, YouTube’dan Snapchat’e Facebook’tan Twitter’a popüler sosyal ağların şöhretlere kazandırma potansiyellerini gösteriyor. Buna göre, YouTube diğer sosyal ağlara göre en çok kazandıran platform olarak hala lider; Snapchat ise Instagram’ı yakalamış durumda.

celebrity-social-media

Takipçi sayısı aralığına göre platformların reklam gelirlerini kıyaslayan araştırmaya göre, YouTube’da 7 milyondan fazla takipçiye sahip bir şöhretin ortalama kazancı 300 bin dolar. Aynı takipçi sayısına sahip şöhretler Facebook’ta ortalama 187 bin 500 dolar kazanırken, Instagram ve Snapchat’te 150 bin dolar; Vine’da 112 bin 500 dolar; Twitter’da ise 60 bin dolar kazanıyor. Şöhret olmanın “minimum eşiği” 100 bin ila 500 bin takipçi içinse YouTube 12 bin 500 dolar; Facebook 6 bin 250; Instagram ve Snapchat 5 bin dolar kazandırıyor.

YouTube her ne kadar en fazla kazandıran platform olsa da şöhretler için geri dönüşü en uzun sürede sağlayan platform. Markalar açısındanda her bir platformun etkisinin birbirinden farklı olduğunun ayırdına varmak kritik. Örneğin, Oglivy’ın Tubular ile birlikte hazırladığı The Rise of Multi Platform Video raporuna göre, Facebook’taki videoların toplam görüntülenmelerinin yüzde 50’si ilk günde gelirken, YouTube için bu sayı yüzde 20. Yani Facebook’ta videoların kısa süreli etkisine karşın, Youtube sürekli izlenme ve uzun ömürlülükle öne çıkıyor.

webrazzi

Reklamlar

4.5G faturalara nasıl yansıyacak Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom

1 Nisan 2016 itibariyle kullanımına başlanacak olan 4.5G’nin faturalara nasıl yansıyacağı merak ediliyordu. GSM şirketleri 4.5G tarifelerini açıklayarak bu sorunun yanıtı verdi.

 

 

 

 

 

Turkcell

 

Turkcell düşük kota ve yüksek kota kullanmak isteyenler için farklı seviyelerde paketler hazırladı.

Düşük kota ihtiyacı olan aboneler 2 GB, 4GB ve 6 GB’lık paketlere 39, 49 ve 59 TL’lik fiyatlarla ulaşabilir.

Yüksek kota isteyenler ise 10, 15, 20 ve 50 GB’lık kotalara 79 ile 149 TL arasında değişen fiyatlarla ulaşabilecek.

Turkcell ayrıca yurtdışına gidenlerin satın aldıkları paketin tamamını günlük 9.90 TL karşılığında yurtdışında kullanabileceğini de duyurdu.

Turkcell 4.5 G’ye geçen abonelerin kotalarını ilk 3 ay boyunca ikiye katlayacağını, 3 ayın sonunda da fiyat artış olmadan yüksek kotalı tarifelerden yararlanabilecekleri teklifler sunacaklarını açıkladı.

Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ayrıca kullanılmayan paket ve servis ücretlerini geri ödeyeceklerini de duyurdu ve “Paketten kalan kullanım hakkını devredeceğiz. Faturalarda sürpriz yaşatmayacağız” dedi.

Vodafone Faturalı & Faturasız

Vodafone Red tarifelerinde 4.5G teklifleri sunuyor. Kotalar 3GB’tan 15 GB’a doğru 5 ayrı tarifeyle sunuluyor.

En düşüğü olan 3GB mobil internet yanında 1000 dakika konuşma ve 1000 SMS’le birlikte kontratlı 49, kontratsız 60 TL’den sunuluyor.

En yüksek paket olan RED Elite ise 15 GB internet, 10 bin dakika 10 bin SMS’le birlikte kontratlı 159 TL, kontratsız 170 TL.

Vodafone ayrıca, müşterilerinin 4,5G’ye 1 ay ücretsiz deneme kampanyasıyla merhaba diyeceğini duyurdu.

Vodafone’dan yapılan açıklamaya göre, şirket, abonelerini 4,5G’nin sunacağı yeniliklerle tanıştırmak amacıyla deneme kampanyası düzenleyecek. “Dört Bucak G Deneme Kampanyası” ile aboneler, nisan ayı boyunca kendi tarifeleri dışında hiçbir ödeme yapmadan 4,5G teknolojisini deneyebilecek.

Vodafone abonelerinin 4,5G’yi kullanabilmesi için öncelikle 4.5G uyumlu bir cihaza ve SIM karta sahip olması gerecek. Buna göre aboneler, cihazlarının ve SIM kartlarının 4,5G uyumlu olup olmadığını öğrenmek ve 4,5G’ye kayıt olmak için 4,5G yazıp 4545’e gönderebilecek. Vodafone aboneleri, 4.5G’yi kullanmak için herhangi bir ücret ödemeyecek.

Vodafone ayrıca, http://www.4bucakg.com web sitesinden de abonelerinin 4,5G hakkında merak ettikleri her tür bilgiye ulaşmalarını sağlayacak.

Türktelekom

Türk Telekom “4.5G Uyumlu Datası Bol Tarifeler” adıyla 3 GB’tan 15 GB’a kadar değişen kotalı tarife seçenekleri sunuyor. 3gb kotalı tarife 1000 dakika konuşma ve 1000 SMS ile sözleşmeli 35 TL, kontratsız 45 TL.

15 GB kotalı paket ise 5 bin dakika konuşma ve sınırsız SMS ile sözleşmeli 89 tl, SÖZLEŞMESİZ 119 tl.

Türk Telekom ayrıca 4.5G uyumlu SIM’e geçen abonelerine 30 günlüğüne 1 GB internet hediye ediyor.

Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Coşkun Şahin, 1 Nisan’dan itibaren kullanılmaya başlanacak 4,5G’de dakika başına konuşmada fiyatların sabit kalacağını vurgulayarak, “Data ve sesi kullanma arasında fiyat farkı olmayacak” dedi.

Şahin, gazetecilerle sohbet toplantısında, 4,5G’nin kullanılmaya başlamasıyla aynı miktar kullanımda yüksek fiyat ödemenin veya 4,5G aboneliği için ücret alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade ederek, bu teknolojiye uyumlu cep telefonu ve SIM karta sahip olanların aboneliğini onaylamak şartıyla 4,5G’ye geçeceğini söyledi.

SIM kart değişimlerinin ücretsiz olduğunu anlatan Şahin, abonelerine 10 gigabayt internetin de hediye edildiğini ifade etti. 1 Nisan’dan itibaren kullanılmaya başlanacak 4,5G’de dakika başına konuşmada fiyatların sabit kalacağını ve data ile sesi kullanma arasında fiyat farkının olmayacağını anlatan Şahin, Türkiye’de mobilde data kullanımının her yıl ortalama iki katına çıkmasına karşın abone başına aylık fatura bedellerinde ve abone başına elde edilen gelirde önemli bir değişiklik olmadığını kaydetti.

Şahin, 4,5G ile mobilde yüksek hızlı data kullanımıyla insanların alışkanlıklarının da değişeceğini ve filmlerin ya da videoların artık indirilerek değil, anlık olarak izlenilebileceğini belirtti.

1 Nisan’dan sonra cep telefonlarında cihazın özelliğine bağlı olarak 4,5G, Giga4, 5G, GigaLTE, LTE yazısının bulunacağını belirten Şahin, söz konusu uygulamanın SIM karta göre değil, cihaza göre farklılık gösterdiğini vurguladı.

Kore’nin 2018’de 5G teknolojisine geçmeye hazırlandığını anımsatan Şahin, Kore ile işbirliği içinde olmaları dolayısıyla dünyada bu teknolojiye geçen öncü operatör olacaklarını ifade etti.

Kaynak : cnnturk

Ankara Patlaması ve Facebook Güvenlik Durumu Kontrolü

Ankara Patlaması ve Facebook Güvenlik Durumu Kontrolü

17 şubatgüvenlik 2016 tarihinde Ankara’da meydana gelen hain terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin diyorum yararlılara da acil şifalar diliyorum. Terörü ve teröre destek olan herkesi lanetliyorum kınıyorum. Umarım tekrarı yaşanmaz.

Maalesef hayat devam ediyor…

Dün akşam meydana gelen elim patlamadan sonra facebook güvenlik durumu kontrolü uygulamasını devreye soktu.  İlk olarak Kasım 2015 de meydana gelen Paris saldırısının ardından uygulamaya giren Facebook Güvenlik Durumu Kontrolü 4.1 milyon kişi tarafından kullanıldı. Bu uygulama ile yaşadığı şehir bilgisinde Ankara olan tüm kullanıcılarına uygulama kullanıma sunuldu.

güvenlik2

Dün akşam yaşanan patlama ile ilgili facebook “Medya kaynakları Türkiye’nin başkenti Ankara’da bomba yüklü araçla askeri birliklere bir saldırı düzenlendiğini bildiriyor. Patama yerel saatle Çarşamba akşamı gerçekleşti”

Acil Durum Servisleri 112

şeklinde duyurmuştur.

Yaşadığı şehri Ankara olarak belirten kullanıcılara yönelik açılan “Güvendeyim” butonu ile Facebook’ta hesabı olan ve Ankara’da yaşayan arkadaşlarınızın son durumlarını paylaşmak  mümkün olabiliyor.

Facebook’un Ankara’daki bombalı saldırı sonrası sunduğu bu özellik ile arkadaş listenizdekilere “Bölgedekilerin Tümü”, “Güvende Olduğunu Bildirenler” ve “Bildirmeyenler” alt başlıklarından bakılabiliyor.

73ags_1455742723_229

Ancak Paris saldırısından bir gün önce Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta bir terör saldırısı gerçekleştirildi ve Facebook Güvenlik Kontrolü uygulamasını devreye sokmadı. Ayrıca, Kenya’da da bir terör saldırısı yaşandı ve yüzlerce insan hayatını kaybetti ve Facebook burada ’da güvenlik kontrolünü devreye sokmadı.

Bu duruma tepki gösteren kullanıcılar, Facebook’un bu tavrını eleştirdi. Gelen tepkiler üzerine Facebook’un kurucularından Mark Zuckerberg bir açıklama yaptı.

Zuckerberg Facebook üzerinden yaptığım açıklamasında, “Geçtiğimiz Cumartesi gününe kadar, Safety Check sadece doğal afetler için devreye sokuluyordu. Yeni bir güncelleme ile bunu değiştirdik ve bundan sonra Beyrut’ta bir terör saldırısı yaşandığı takdirde Güvenlik Kontrolü uygulaması devreye sokulacaktır. ”dedi.

Terörün son bulacağı günler dileklerimle…

2015 yılının en kötü Şifreleri belirlendi & Güvenli Şifre Oluşturma

73432fa0d88870d0c5843d9fa114f9dd_k

SplashData, 2015 yılının en kötü şifrelerini açıkladı. 2 milyon çalınan şifre arasında en çok kullanılan şifreler belirlendi.

ŞİFRE

GÜVENLİ ŞİFRE NASIL OLUŞTURULMALI

Telekomünikasyon sisteminin hayatımıza girmesi sebebiyle bilgisayar, tablet, akıllı telefonlar hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu durum internet servis sağlayıcıların hizmet standartlarını ve hizmetlerini artırması da tetikledi. Artık Bankacılık hizmetlerinden tutunda sosyal medyaya varana kadar bir çok uygulama programı kullanıyoruz.

Her uygulamada ilk önce kayıt olmamız gerekiyor ve tabiki kullanıcı adı ve şifre belirlememiz beklenmektedir. Yetkisi olmayan kişilerin bizlerin kişisel hesaplarına ve bilgilerine erişim sağlayabilmesi belirlediğimiz şifreleri tahmin etmesinden geçmektedir.

Yukarıdaki görselde verildiği üzere kullanılan şifreler kolay tahmin edilebilen şifreler olduğu için bir çok kamu kurum ve kuruluşu ile kişisel hesaplar ele geçirilmektedir.

2012 Yılı Hack Olayları

hack

Görüldüğü gibi hacker (kötü niyetli kişi yada kişiler) pek de fazla uğraşmıyor. Çünkü şifreler çok basit oluşturuluyor.

NE YAPMAK LAZIM !!!

Elbette güvenli bir şifre oluşturmak lazım. Evet haklısınız bir sürü uygulama var ve bir sürü şifre oluşturuyoruz. Hem deniyor ki aman şifrenizi oluştururken küçük harf olsun yok 8 karakter olsun yok sayı olsun yok semboller olsun yok büyük harf olsun hemde bir yere not etmeyin kimseye de söylemeyin 🙂  Eeeee kim aklında tutacak bunları.  Bence de zor iş.

Güvenlik uzmanları yada geliştirilen sistem bize karmaşık şifre oluşturmamız gerektiğini söyler hep ama bunun mantıklı bir şekilde nasıl yöneteceğimizi kimse söylemez.

Buradaki sıkıntı şu, oluşturulan şifreleri belirli bir mantık sırasına göre oluşturursak hem kurallara uygun güçlü bir şifre oluşturmuş oluruz hem de birbirinden farklı şifrelerimiz olur ve hiç birini de unutmak zorunda kalmayız.

yontem

Görselde ifade edildiği gibi hepimiz bu web sitelerinden birini yada bir kaçını her gün mutlaka kullanıyoruz.

Yöntem şu;

Bizden istenen şifre algoritması nedir ? Harf, Sayı ve semboller

bir kelime belirliyoruz örnek “Elma” birde sayı grubu örnek “6273” şimdi birde sembol örnek “*” (yıldız) olsun.   Nedir Durum Elma6273*   9 karakterden oluşan BÜYÜK harf küçük harf rakamlar ve sembolden oluşan bir şifre oluşturduk. Şifre oluşturma kriterlerine gayet uygun gibi görünüyor.

yukarıdaki görselde sık kullandığımız uygulamaların baş harfleri verilmiştir. G (Gmail), F (Facebook), İ (İş Bankası) gibi.

Peki ne yapıyoruz ? 

Bu uygulamaların baş harflerini belirlemiş olduğumuz 9 karakterli şifremizin herhangi bir yerine ekliyoruz. İster en başına ister ortasına isterseniz sonuna bunun kararını siz vereceksiniz.

Gmail şifremiz => ElmaG6273*          İş Bankası Şifremiz =>Elma62İ73*

Facebook şifremiz=>FElma6273*      E-Devlet Şifremiz=> Elma6373*E

 

Gördüğünüz gibi değerli takipçiler, hem güçlü bir şifre oluşturduk hemde birbirinden bağımsız oldu.  Önemli olan mantıklı bir sistematik çerçevesinde oluşturmaktır.

Sizde kendinize göre metotlar geliştirebilirsiniz.

E daha ne olsun 🙂

 

 

Bilişimcilerden 2020 sonrası yaşam için 8 şok tahmin

Google’ın dahi çocuğu ve gelecek bilimcisi Ray Kurzweil, 2020’de nasıl bir teknoloji olacak sorusuna yanıt verdi. İcatlar okurken bile ürkütüyor…

Ray Kurzweil, en önde gelecekbilimcilerin başında geliyor. Bu alanda, “Spiritüel Makineler Çağı” ve “Zihninizi nasıl oluşturursunuz” adlı iki “en çok satan kitaplar listesinde” kitabı mevcut. Yaptığı tahminlerde “insansız araba” örneğinde olduğu gibi %86 haklı çıkan Kurzweil’in diğer bir ün kaynağı ise yapay zeka çalışmaları nedeniyle Google tarafından işe alınması.

İşte 2020′lerde ve ötesinde kimine göre korkunç, kimine göre ise umut verici 8 tahmin:

1. 2030′a kadar nanorobotlar beynimize takılabilecek!

Kurzweil, bu yılın başlarında verdiği seminerlerden birinde sinir sistemi içine yerleşecek nanobotlar sayesinde tam bir sanal gerçeklik yaşayacağımızı belirtiyor. Başka bir deyişle beynimiz bir “bulut” a bağlı olacak. Kurzweil nasıl kablosuz ağ ile internete bağlanıyorsak , bulut vasıtasıyla neokorteksimizi genişletmenin mümkün olacağını ve bu sayede temelde bir Matrix’te yaşayacağımızı belirtiyor.

2. Bu nanorobotlar sayesinde radikal yöntemlerle yaşam uzatmak mümkün olacak!

Kurzweil, nanotobotların insanın doğal bağışıklık sisteminde, hastalıklara karşı bağışıklık sistemine yardımcı olacağı, kanser gibi herhangi bir hastalığını yenmenin mümkün olacağını söylüyor ve bununla da kalmıyor, diğer gelecekbilimciler gibi ölümün de yenilmesi gereken bir hastalık olduğunu belirtiyor. Ona göre nanorobotların ölümü yenmenin yollarından biri olacak

3. Nanobotlar bizi daha eğlenceli yapacak

Kurzweil’e göre cyborglaşmamız bizleri daha az insan yapacağı görüşünün aksine daha çok insan yapacağı görüşünde. Kurzweil, insanların mantık limitlerinin artmasının duygusal edinimlerimizi de artttıracağını düşünüyor.

4. Her şeyi ama her şeyi 3 boyutlu yazıcılarla yapabileceksiniz

Biyoteknolojide, şehir planmada, uzaydaki ve dünyadaki araçların tamirinde sıklıkla kullanılmaya başlayan 3 boyutlu yazıcıların büyüsü Kurzweil’in de ilgisi dahilinde ve 2020′e kadar daha iyi yaşamak ve ihtiyacınız olan her şeyi 3 boyutlu yazıcılardan elde edebileceğinizi düşünüyor.

5. Ölen insanların reerkarnesi yapay zeka ile mümkün olacak

Kurzweil, bir çok kez yapay zeka sayesinde babasını geri getireceğine inandığını ve 2030′a kadar sevdiklerinizin anıları insanların beyinlerine nanorobotlar ile göndermenin mümkün olacağını belirtiyor. Ölen yakınınızın bir DNA örneklemesi ile arttırılmış gerçeklik teknolojileri ve beyninizdeki varlığı ile sanal versiyonu oluşacak.

6. Tekilliğe kavuşacağız

Kurzweil için en önemli tarihlerden biri de 2045. Bu yıl gelecek bilimcilerin “tekillik” olarak adlandırdığı ve biyolojik büyüme evriminin yerine yapay zekanın ikame ettiği zaman olacak…

Kurzweil bu konuda şöyle söylüyor: ” Teknolojik değişim hızının çok hızlanacağı gelecek dönemde, etkileri de çok derin olacak. İnsan yaşamı geri dönülemez şekilde dönüşüm geçirecek. Hem ütopyacı hem de distopyacı düşünenlere rağmen, bu çağ, ölümü de içine alan insan yaşam döngüsünden iş modellerimize kadar her türlü temayı dönüştürecek.”

Kurzweil, 2045′te yapay zekaların işlemci gücünün insan zekasının 1 milyar katı olacağını ve insan türünün asla eskisi gibi olmayacağını söylüyor.

7. Tekillik sonrası bilgisayara aklımızı yüklemek mümkün olacak

Kurzweil ve diğer gelecekbilimciler tekilliğin en önemli sonucu olarak bilgisayarla akıl yüklemenin mümkün olacağını düşünüyorlar. Bu transfer sayesinde beyin tabanlı bilişten bilgisayar tabanlı bilişe geçiş mümkün olacak.

Bu görüşe Stephen Hawking’in de katıldığını ama 2045′in bunun için erken bir tarih olacağını belirtmemizde fayda var.

8. Fiziksel bedenimizin yetkinliklerini arttırmak için sanal bedenler satın alacağız

Eğer bilgisayarla aklımızı yüklemek mümkünse, ona fiziksel bedenimizde zayıf gözüken organlarımızı daha iyi bir sanal bedenle ikame etmek de mümkün olacak. Kurzweil, sanal bedenlerin de gerçek bedenler gibi detaylı ve inandırıcı olacağı görüşünde. ” Zihnimizi yerleştireceğimiz bir bedene ihtiyacımız var ve bu türün zayıflığında çelimsiz bir biyolojik bedende yaşamak zorunda olmadığımız anlamına geliyor.”

Bu sayede tıpkı bir bilgisayar oyununda gelişkin yetkinlikleri olan bir karakter seçer gibi sanal bedenlerimiz olacak.

9. “Hızlandırılmış Kazanımlar Yasası” geleceği yönetecek

Moore yasası, transistörlerin değerinin düşmesiyle sayılarının her 18 ayda bir ikiye katlanacağını ve bu oluşum en az 10 yıl devam edeceğine dayanmaktadır. Moore daha sonra bu süreyi 24 ay olarak düzelmiştir.

Üstel büyüme üzerine tanımlanan bu kavram günümüze kadar halihazırda kabul edilmektedir. Kurzweil ise tıpkı Moore’un şimdiye kadar literatürde baz alınması gibi, “Hızlandırılmış Kazanımlar Yasası” teorisinin geleceği yöneteceği görüşte. Her yeni teknoloji, artan işlemci kapasitesi üstel bir kazanım yaratacaktır.

Bu ayrıca insanın evriminden, bakteriyel yaşama kadar bir çok süreci kapsayan yepyeni bir dönemin karşılığı olacaktır.

Singularity(Tekillik) ile bir üst safhada insan ve makinelerin bir olacağı bambaşka bir evrim anlamını taşıyan bu teorinin gerçekleşmesi, bilgi işleme hız ve kapasitesinin teknolojinin üstel olarak hızlanmasıyla mümkün.

Eğer teknoloji endüstrisi ısınma ve enerji problemlerini çözemezse Kurzweil için bu şimdiye kadar bildiği %86 lık öngörülerinin dışında kalan bir gelecek tahmini olacak.

kaynak:http://www.sozcu.com.tr/

Kamu Kurumlarında PARDUS atağı


pardus  Pardus Nedir  ?
  Burdan Detaylı Bilgi Alabilirsiniz   Ayrıca Kendi Resmi Sitesinden de Bilgi Alabilirsiniz.

Bilindiği üzere  ülkemizde bilişim sektöründe kullanılan belli başlı işletim sistemleri var. Bunların   başını da Microsoft  işletim sistemleri çekiyor.

Microsoft işletim sistemleri de lisans maliyetlerinden dolayı ülkemizde lisanssız kullanım oldukça  yaygın olduğu görülmektedir. Bu oran Kamu kurumlarında daha fazla olduğu biliniyor.

Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere işletim sistemlerinin Haziran 2014 itibari ile kamuda kullanım durumunu vermektedir. 

kamuda işletim sistemi kullanım oranı

kamu kurumlarımızda milyonları bulan kullanıcı sayıları için ödenmesi gereken lisans ücretleri de yine milyonları $$ bulmaktadır.  Sermayenin dışarı çıkmaması için,  işletim sistemlerinin güvenlik endişeleri gibi konulardan dolayı TÜBİTAK tarafından başlatılan çalışmalar ile ulusal bir işletim sistemi yapılmak istenmiştir.  Günümüze baktığımızda pardus  işletim sistemi piyasasında henüz istediği noktada olmada başlangıç yapmıştır ve bundan sonrasında da grafiğini gün geçtikçe yükseltecektir.

Bu konunun ivme kazanabilmesi için devlet desteği şarttır. Ve devlet de gerekli desteği vermektedir. (8.06.2015 hürriyet)

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Kamuda Açık Kaynak Kodlu Yazılımların Desteklenmesi” eylemi gereği, Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) tarafından geliştirilen milli işletim sistemi PARDUS’un, kullanılması çalışmalarının başladığını belirterek, “PARDUS’un 2023’e kadar bir milyon 800 bin bilgisayarda daha kullanılmasını bekliyoruz ve böylece işletim sistemi ve diğer yazılım lisanslarından yıllık 2,2 milyar dolar kar etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Işık, yaptığı açıklamada, PARDUS Projesinin 2003 yılında Başbakanlığın yönlendirmesi doğrultusunda, TÜBİTAK tarafından geliştirilmeye başlandığını hatırlattı.

PARDUS’u geliştirme çalışmaların halen TÜBİTAK ULAKBİM bünyesinde devam ettiğini belirten Işık, “62. Hükümet Programı doğrultusunda, Kalkınma Bakanlığı 2015-2018 Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı bütünlüğünde bakanlığın öncü görevi kapsamında, ‘Kamuda Açık Kaynak Kodlu Yazılımların Desteklenmesi’ eylemi gereği, bilgi teknolojileri alanında açık kaynaklı yazılımların ve milli işletim sistemi? PARDUS’un kullanılması yönünde çalışmalara başlandı” diye konuştu.

Işık, bakanlığın gerçekleştireceği dönüşümle teknolojik olarak dışa bağımlılığı azaltmanın yanında, hizmet maliyetlerinin de düşürüleceğini ifade etti. Gelişmiş dünya devletlerinin, bilgi güvenliğini sağlamak ve siber saldırılardan korunmak amacıyla çeşitli milli sistemler geliştirdiğine işaret eden Işık, PARDUS’un, tüm bakanlık uygulamalarının üzerinde çalıştığı ortam olarak kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

“Vatandaşlarımız, PARDUS’u güvenle kullanabilir”

Açık kaynaklı olarak geliştirilen PARDUS’un esnek ve güvenli olduğunun altını çizen Işık, işletim sistemi içeriğinde kurumsal olarak ihtiyaç duyulan uygulama ve yönetsel işlevlerin eksiksiz olarak bulunduğuna dikkati çekti. İlk sürümü 2005’te yayınlanan PARDUS işletim sisteminin, kamuda yaklaşık 20 bin, ev ortamında ise 100 binden fazla cihazda kullanıldığını hatırlatan Işık, sistemin 2023’e kadar bir milyon 800 bin bilgisayarda daha kullanılmasını beklediklerini ve böylece işletim sistemi ve diğer yazılım lisanslarından yıllık 2,2 milyar dolar kar etmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Bilgisayar kullanıcılarına, milli işletim sistemini PARDUS’u tercih etmeleri çağrısında bulunan Işık, şöyle konuştu:

“Bu dönüşümü başlatan bakanlığımız, merkez ve taşra teşkilatı ile lisans maliyetlerinde tasarruf sağlayacak ve 2015 yılı sonuna kadar 3 bin 500 kullanıcı bilgisayarlarını bu sisteme taşımış olacak. PARDUS’u bakanlığımızın yanında, Milli Savunma Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, sağlık bakanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Halk Sağlığı Müdürlükleri, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi ve TÜBİTAK’ın da aralarında bulunduğu 20’den fazla bakanlık ve kurum kullanıyor. Bir çok kamu kurumunda yaygın olarak kullanılan PARDUS’u, vatandaşlarımız da güvenle kullanabilir.”

Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünde IRCA Onaylı 27001 Baş Denetçi Eğitimi Yapıldı

Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemleri (BGYS) Birimi tarafından organize edilen IRCA* onaylı TS ISO/IEC 27001:2013 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı Baş Denetçi Eğitimi 13-17 Nisan 2015 tarihleri arasında yapıldı. Sistem Yönetimi Daire Başkanı M. Fatih ULUÇAM’ın açılış konuşmasıyla başlayan ve bir hafta süren eğitime çeşitli meslek ve uzmanlık alanlarında görev yapan 20 personel katıldı.

 

Bilgi Güvenliği Danışmanı Zühtü KAYALI tarafından verilen eğitimde BGYS Standardı, Risk Yönetimi,  Kontrol Maddeleri ve ISO 19011 Denetim Standardı konuları yer aldı. BGYS denetimi uygulamaları ve örnek olay analizleriyle zenginleştirilen eğitim programında katılımcılar eğitmen eşliğinde çeşitli senaryolara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Eğitimin sonunda IRCA onaylı Baş Denetçi Adaylığı Sınavı yapıldı. BGYS alanında Baş Denetçi olabilmek için adayların bu sınavda başarılı olması ve IRCA tarafından belirlenen koşullarda staj yapmaları gerekiyor.

 

BGYS Birimi olarak eğitimcimiz Zühtü KAYALI’ya, katılımcılarımıza ve eğitim sürecinde emeği geçen yönetici ve personelimize teşekkürlerimizi sunarız.

 

IRCA* İngiltere merkezli, International Register Of Certificated Auditors Kurumu olan IRCA  profesyonel denetçilerin üye oldukları bir dernek statüsündedir.

Ayrıntılı bilgi için…

http://www.irca.org/

bilgiguvenligi.saglik.gov.tr