2015 yılının en kötü Şifreleri belirlendi & Güvenli Şifre Oluşturma

73432fa0d88870d0c5843d9fa114f9dd_k

SplashData, 2015 yılının en kötü şifrelerini açıkladı. 2 milyon çalınan şifre arasında en çok kullanılan şifreler belirlendi.

ŞİFRE

GÜVENLİ ŞİFRE NASIL OLUŞTURULMALI

Telekomünikasyon sisteminin hayatımıza girmesi sebebiyle bilgisayar, tablet, akıllı telefonlar hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu durum internet servis sağlayıcıların hizmet standartlarını ve hizmetlerini artırması da tetikledi. Artık Bankacılık hizmetlerinden tutunda sosyal medyaya varana kadar bir çok uygulama programı kullanıyoruz.

Her uygulamada ilk önce kayıt olmamız gerekiyor ve tabiki kullanıcı adı ve şifre belirlememiz beklenmektedir. Yetkisi olmayan kişilerin bizlerin kişisel hesaplarına ve bilgilerine erişim sağlayabilmesi belirlediğimiz şifreleri tahmin etmesinden geçmektedir.

Yukarıdaki görselde verildiği üzere kullanılan şifreler kolay tahmin edilebilen şifreler olduğu için bir çok kamu kurum ve kuruluşu ile kişisel hesaplar ele geçirilmektedir.

2012 Yılı Hack Olayları

hack

Görüldüğü gibi hacker (kötü niyetli kişi yada kişiler) pek de fazla uğraşmıyor. Çünkü şifreler çok basit oluşturuluyor.

NE YAPMAK LAZIM !!!

Elbette güvenli bir şifre oluşturmak lazım. Evet haklısınız bir sürü uygulama var ve bir sürü şifre oluşturuyoruz. Hem deniyor ki aman şifrenizi oluştururken küçük harf olsun yok 8 karakter olsun yok sayı olsun yok semboller olsun yok büyük harf olsun hemde bir yere not etmeyin kimseye de söylemeyin 🙂  Eeeee kim aklında tutacak bunları.  Bence de zor iş.

Güvenlik uzmanları yada geliştirilen sistem bize karmaşık şifre oluşturmamız gerektiğini söyler hep ama bunun mantıklı bir şekilde nasıl yöneteceğimizi kimse söylemez.

Buradaki sıkıntı şu, oluşturulan şifreleri belirli bir mantık sırasına göre oluşturursak hem kurallara uygun güçlü bir şifre oluşturmuş oluruz hem de birbirinden farklı şifrelerimiz olur ve hiç birini de unutmak zorunda kalmayız.

yontem

Görselde ifade edildiği gibi hepimiz bu web sitelerinden birini yada bir kaçını her gün mutlaka kullanıyoruz.

Yöntem şu;

Bizden istenen şifre algoritması nedir ? Harf, Sayı ve semboller

bir kelime belirliyoruz örnek “Elma” birde sayı grubu örnek “6273” şimdi birde sembol örnek “*” (yıldız) olsun.   Nedir Durum Elma6273*   9 karakterden oluşan BÜYÜK harf küçük harf rakamlar ve sembolden oluşan bir şifre oluşturduk. Şifre oluşturma kriterlerine gayet uygun gibi görünüyor.

yukarıdaki görselde sık kullandığımız uygulamaların baş harfleri verilmiştir. G (Gmail), F (Facebook), İ (İş Bankası) gibi.

Peki ne yapıyoruz ? 

Bu uygulamaların baş harflerini belirlemiş olduğumuz 9 karakterli şifremizin herhangi bir yerine ekliyoruz. İster en başına ister ortasına isterseniz sonuna bunun kararını siz vereceksiniz.

Gmail şifremiz => ElmaG6273*          İş Bankası Şifremiz =>Elma62İ73*

Facebook şifremiz=>FElma6273*      E-Devlet Şifremiz=> Elma6373*E

 

Gördüğünüz gibi değerli takipçiler, hem güçlü bir şifre oluşturduk hemde birbirinden bağımsız oldu.  Önemli olan mantıklı bir sistematik çerçevesinde oluşturmaktır.

Sizde kendinize göre metotlar geliştirebilirsiniz.

E daha ne olsun 🙂

 

 

Reklamlar

Bilişimcilerden 2020 sonrası yaşam için 8 şok tahmin

Google’ın dahi çocuğu ve gelecek bilimcisi Ray Kurzweil, 2020’de nasıl bir teknoloji olacak sorusuna yanıt verdi. İcatlar okurken bile ürkütüyor…

Ray Kurzweil, en önde gelecekbilimcilerin başında geliyor. Bu alanda, “Spiritüel Makineler Çağı” ve “Zihninizi nasıl oluşturursunuz” adlı iki “en çok satan kitaplar listesinde” kitabı mevcut. Yaptığı tahminlerde “insansız araba” örneğinde olduğu gibi %86 haklı çıkan Kurzweil’in diğer bir ün kaynağı ise yapay zeka çalışmaları nedeniyle Google tarafından işe alınması.

İşte 2020′lerde ve ötesinde kimine göre korkunç, kimine göre ise umut verici 8 tahmin:

1. 2030′a kadar nanorobotlar beynimize takılabilecek!

Kurzweil, bu yılın başlarında verdiği seminerlerden birinde sinir sistemi içine yerleşecek nanobotlar sayesinde tam bir sanal gerçeklik yaşayacağımızı belirtiyor. Başka bir deyişle beynimiz bir “bulut” a bağlı olacak. Kurzweil nasıl kablosuz ağ ile internete bağlanıyorsak , bulut vasıtasıyla neokorteksimizi genişletmenin mümkün olacağını ve bu sayede temelde bir Matrix’te yaşayacağımızı belirtiyor.

2. Bu nanorobotlar sayesinde radikal yöntemlerle yaşam uzatmak mümkün olacak!

Kurzweil, nanotobotların insanın doğal bağışıklık sisteminde, hastalıklara karşı bağışıklık sistemine yardımcı olacağı, kanser gibi herhangi bir hastalığını yenmenin mümkün olacağını söylüyor ve bununla da kalmıyor, diğer gelecekbilimciler gibi ölümün de yenilmesi gereken bir hastalık olduğunu belirtiyor. Ona göre nanorobotların ölümü yenmenin yollarından biri olacak

3. Nanobotlar bizi daha eğlenceli yapacak

Kurzweil’e göre cyborglaşmamız bizleri daha az insan yapacağı görüşünün aksine daha çok insan yapacağı görüşünde. Kurzweil, insanların mantık limitlerinin artmasının duygusal edinimlerimizi de artttıracağını düşünüyor.

4. Her şeyi ama her şeyi 3 boyutlu yazıcılarla yapabileceksiniz

Biyoteknolojide, şehir planmada, uzaydaki ve dünyadaki araçların tamirinde sıklıkla kullanılmaya başlayan 3 boyutlu yazıcıların büyüsü Kurzweil’in de ilgisi dahilinde ve 2020′e kadar daha iyi yaşamak ve ihtiyacınız olan her şeyi 3 boyutlu yazıcılardan elde edebileceğinizi düşünüyor.

5. Ölen insanların reerkarnesi yapay zeka ile mümkün olacak

Kurzweil, bir çok kez yapay zeka sayesinde babasını geri getireceğine inandığını ve 2030′a kadar sevdiklerinizin anıları insanların beyinlerine nanorobotlar ile göndermenin mümkün olacağını belirtiyor. Ölen yakınınızın bir DNA örneklemesi ile arttırılmış gerçeklik teknolojileri ve beyninizdeki varlığı ile sanal versiyonu oluşacak.

6. Tekilliğe kavuşacağız

Kurzweil için en önemli tarihlerden biri de 2045. Bu yıl gelecek bilimcilerin “tekillik” olarak adlandırdığı ve biyolojik büyüme evriminin yerine yapay zekanın ikame ettiği zaman olacak…

Kurzweil bu konuda şöyle söylüyor: ” Teknolojik değişim hızının çok hızlanacağı gelecek dönemde, etkileri de çok derin olacak. İnsan yaşamı geri dönülemez şekilde dönüşüm geçirecek. Hem ütopyacı hem de distopyacı düşünenlere rağmen, bu çağ, ölümü de içine alan insan yaşam döngüsünden iş modellerimize kadar her türlü temayı dönüştürecek.”

Kurzweil, 2045′te yapay zekaların işlemci gücünün insan zekasının 1 milyar katı olacağını ve insan türünün asla eskisi gibi olmayacağını söylüyor.

7. Tekillik sonrası bilgisayara aklımızı yüklemek mümkün olacak

Kurzweil ve diğer gelecekbilimciler tekilliğin en önemli sonucu olarak bilgisayarla akıl yüklemenin mümkün olacağını düşünüyorlar. Bu transfer sayesinde beyin tabanlı bilişten bilgisayar tabanlı bilişe geçiş mümkün olacak.

Bu görüşe Stephen Hawking’in de katıldığını ama 2045′in bunun için erken bir tarih olacağını belirtmemizde fayda var.

8. Fiziksel bedenimizin yetkinliklerini arttırmak için sanal bedenler satın alacağız

Eğer bilgisayarla aklımızı yüklemek mümkünse, ona fiziksel bedenimizde zayıf gözüken organlarımızı daha iyi bir sanal bedenle ikame etmek de mümkün olacak. Kurzweil, sanal bedenlerin de gerçek bedenler gibi detaylı ve inandırıcı olacağı görüşünde. ” Zihnimizi yerleştireceğimiz bir bedene ihtiyacımız var ve bu türün zayıflığında çelimsiz bir biyolojik bedende yaşamak zorunda olmadığımız anlamına geliyor.”

Bu sayede tıpkı bir bilgisayar oyununda gelişkin yetkinlikleri olan bir karakter seçer gibi sanal bedenlerimiz olacak.

9. “Hızlandırılmış Kazanımlar Yasası” geleceği yönetecek

Moore yasası, transistörlerin değerinin düşmesiyle sayılarının her 18 ayda bir ikiye katlanacağını ve bu oluşum en az 10 yıl devam edeceğine dayanmaktadır. Moore daha sonra bu süreyi 24 ay olarak düzelmiştir.

Üstel büyüme üzerine tanımlanan bu kavram günümüze kadar halihazırda kabul edilmektedir. Kurzweil ise tıpkı Moore’un şimdiye kadar literatürde baz alınması gibi, “Hızlandırılmış Kazanımlar Yasası” teorisinin geleceği yöneteceği görüşte. Her yeni teknoloji, artan işlemci kapasitesi üstel bir kazanım yaratacaktır.

Bu ayrıca insanın evriminden, bakteriyel yaşama kadar bir çok süreci kapsayan yepyeni bir dönemin karşılığı olacaktır.

Singularity(Tekillik) ile bir üst safhada insan ve makinelerin bir olacağı bambaşka bir evrim anlamını taşıyan bu teorinin gerçekleşmesi, bilgi işleme hız ve kapasitesinin teknolojinin üstel olarak hızlanmasıyla mümkün.

Eğer teknoloji endüstrisi ısınma ve enerji problemlerini çözemezse Kurzweil için bu şimdiye kadar bildiği %86 lık öngörülerinin dışında kalan bir gelecek tahmini olacak.

kaynak:http://www.sozcu.com.tr/

Türkiye’nin ilk uluslararası SEO konferansı SEOZONE 2013, 21 Eylül’de düzenlenecek

SEO yani Arama Motoru Optimizasyonu; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça önem verilen, değerli bir konu başlığı. Bu yazıda ise Türkiye’de SEO’ya ilgi duyanlar için oldukça güzel bir gelişmeyi sizlerle paylaşacağız.

21 Eylül 2013′te, Türkiye’nin uluslararası çaptaki ilk SEO konferansı düzenleniyor.

SEO konusunda danışmanlık başta olmak üzere çeşitli hizmetler sunan SEOZEO‘nun organize ettiği konferans, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Sarayı’nda düzenlenecek.

Konferansın konuşmacıları arasında Majestic SEO’nun Pazarlama Direktörü Dixon Jones, dünyanın en popüler SEO ajanslarından Distilled‘ın danışman ekibini yöneten Stephanie Chang ve Google’dan Berna Eriş gibi isimler bulunuyor.

Webrazzi okuyucularına özel 60 Euro’luk indirim

Gelelim başlıkta da paylaştığımız indirim koduna. SEOZONE 2013 için bilet almak isteyenler, dilerlerse PayU ile taksitli olarak ödemelerini gerçekleştirebiliyorlar. Ayrıca şu an için 187 Euro olan bir kişilik bilete “WEBRAZZI60″ kodunu kullanarak 60 Euro’luk indirimle 127 Euro karşılığında sahip olabilirsiniz. İndirim, kodu kullanarak bilet satın alan ilk 20 okuyucumuz için geçerli.

Uluslararası konuşmacıları ile dikkat çeken SEOZONE 2013, sık sık vurguladığımız gibi SEO konusunda ülkemizde bir ilk olarak değerlendirilebilir. Konferansın Türkiye’deki SEO meraklılarını bir araya getireceğini tahmin etmek güç değil, şimdiden etkinliğe katılacak herkese öğretici ve yararlı bir gün diliyoruz.

Kaynak: Webrazzi

Ayrıntılı Bilgi ve Kayıt : http://seozeo.com/seozone-2013

Google+ tam olarak nedir, ne sunuyor?

Google’ın yeni sosyal ağı Google+ tanıtıldı, peki yeni hizmet tam olarak nedir ve neler sunuyor?

Google, sosyal ağ dünyasına Google+ ile iddialı bir giriş yaptı. Google’ın yeni hizmetinin tam olarak ne işe yaradığı, hangi özelliklere sahip olduğunu bu yazımızda daha ayrıntılı olarak sizlerle paylaşacağız.

Google+ ile temel olarak Google’ın amacı, sosyal ağı mobil dünyada ve internette yeniden yaratmak. Google+ sadece bağlantıları ve fotoğrafları paylaşmak değil, ilginç bilgilerin size gönderilmesi ve video sohbetlerine katılma gibi özellikler de sunuyor.

Google, hizmeti şöyle tanımlıyor: “Google+, web’de paylaşımı gerçek hayattaki paylaşıma daha çok yakınlaştırıyor: farklı kişilerle farklı şeyleri paylaşıyorsunuz.”

“Google+ projesini Google’ın paylaşıma yaklaşımının nasıl olacağını görmek ve hayatımızdaki farklı insanları birbirine bağlamaya yönelik daha iyi bir yol sunup sunamayacağımızı görmek için başlattık.”

Yeni Google Ne Olacak?

Başlıktaki soru son yılların popüler sorularından biri oldu. Öyle ki “the next google” araması bugün Google’da yarım milyondan fazla sonuç döndürüyor.

Yeni Google’a giden yolu, Erich Schmidt’in yatırım şirketinin atmış olduğu bir adım üzerinden değerlendirmek istiyorum. Henüz beta aşamasında olan uygulama arama motoru Quixey(bir benzeri Appsfire), Innovation Endeavors’un başını çektiği yatırım şirketlerinden 400 bin dolar yatırım aldı.

Yani Schmidt yeni bir Google buldu gibi..

Neredeyiz?

İnternet emekleme evresini çoktan geride bıraktı. Artık bizim için kabul edilmiş bir iletişim aracı haline gelmiş durumda. Çoğumuz online bilgiye erişmek, yeni birşeyler keşfetmek için haber sitelerinden, görsel ve yazılı kaynak sitelerden ve dikey alanlarda sürekli güncellenen bloglardan faydalanıyoruz. Yani Google’a eskisi kadar ihtiyaç duyulan bir zamanda değiliz, Google genellikle sadece bir aracı olarak görev yapıyor.

Google’ın halen çok popüler olduğunu kabul ediyorum. Ancak Google’da yapılan aramaların yüksek oranda alan adı ve site ismi aramalarından oluştuğu ortada. Bu resmi bir bilgi değil ama en azından Türkiye bu konuda iyi bir fikir veriyor. Eğer Google yazdığımız kelimelerin arama sayılarını göstermeyi bırakmasaydı bunu şimdi de test edebilirdik. Türkiye’de olduğu gibi küresel anlamda da durumun pek farklı olmadığını hatırlıyorum. Yani Google yaşlandı ve biraz iddialı olsa da, Google ölüyor.

Google Neden Ölüyor?

Wired, geçen yaz aylarında webi öldürmüştü. Peki adını web ile özdeşleştirdiğim Google, Kasım 2009′dan bu yana ne yaptı?

Aslında ihtiyacımız olanı yapamadı. Hatta kendi yaptığı işin bozulmasını dahi engelleyemedi. Çünkü, Google’ın analiz etmeye çalıştığı internet havuzu artık alıp değerlendirebileceğimiz bilgi sınırlarının çok çok üzerine çıkmış durumda ve bu kirlilik ister istemez Google’ı bozuyor.

İnsan beyninin ortalama bilgi hacmi 1-10 terabyte iken, 20 Kasım 2010 itibariyle internette 5 milyon terabyte dolaylarında bilgi vardı. İzmir Etohum kampında Başar Ekim’in Eric Schmidt’ten aktardığı söz de buna işaret ediyordu. Schmidt;

Her iki günde bir uygarlığın başlangıcından 2003′e kadar yaratılan bilgiyi üretiyoruz.

demişti. Aslında herkes bilgi üretmiyor, çoğunlukla bilgiyi kopyalıyor veya değiştiriyoruz. Kısacası gerçek bilgiyi büyük bir çöplüğün içine hapsediyoruz ve Google bu çöplükte bize altın bulmaya çalışıyor, halbuki çöplüğün tamamına bakmaya hiç gerek yok.

Diğer yandan Google’ın yüzü de Kasım 2009′dan bu yana çok değişti. Google yeni şeyler çıkardı, geliştirmeler yaptı. Ama bunlar eski bağlayıcılığını korumasına yetmedi hatta kısmen kendinden soğuttu. Sosyal adımlarının sonuç vermesiyle uğraşmak yerine yemek tariflerini özelleştirmeye, evleneceklere site yapmaya kadar gitti.

Kısacası Google üzerine almış olduğu yükün baygınlığında. Bugün bize milyonlarca sonuç getiriyor ama hale ilk sıralara çıkan sonuçlar aradığımız şey olmuyor. Ne Google’ın milyonlarca sonucuna ihtiyacımız olması bir yana, onlarcasını inceleyecek zamanımız dahi yok.

Tüm webin taranması artık bizim için bir şey ifade etmiyor. Sadece Google’da ilk sıralarda gelen sonuçların gerçek bilgi olup olmadığıyla ilgileniyoruz. Hepsi bu.

Google’ı Kim Öldürdü?

Bizi Yeni Google’ı aramaya iten diğer bir etken de Facebook oldu. Hitwise’a göre ABD’de 2010′un en çok ziyaret edilen sitelerinde Facebook, Google’ı geride bırakarak bilinen gerçekleri su yüzüne çıkarmış, akıllara soru işaretleri getirmişti.

Her ne kadar Facebok bir sosyal ağ olarak Google’ın dengi olmasa da, internetin yeni karşılığı olmaya başlıyor. Aslında bir yandan da site içi aramalarda son ihtimal olarak Bing sonuçları gösteriliyor ve bir bakıma gerçek mana da Google’ı öldürüyor. Video tarafında ise birebir Youtube’a rakip olduğunu görüyoruz. Hatta Türkiye için Youtube geride kaldı bile.

Facebook Google’dan daha etkileşimli bir site olduğu için web siteleri ve markalar da yüzünü Facebook’a çevirmiş durumda. Pazarlama bütçeleri Facebook’a kayıyor. Site sahipleri Facebook cümbüşünde kendini göstermeye çalışıyor.

Büyük konuşacak olursam, Facebook reklam altyapısını Adsense modeliyle dışarı açarak Google’a son kurşunu sıkmaya hazırlanıyor.

Peki Yeni Google Ne Olacak?

Facebook’un içerik hegemonyası hakkında yazılacak şeyler de var ama konuya arama motoru özelinde Eric Schmidt’in yatırımı bana göre bu soruyu cevaplıyor. Zira bu soruyu kendime sorduğumda “uygulama marketleri, geleceğin arama motorları olabilir.” demiştim.

Uygulamalar bizim için giderek daha fazla şey ifade ediyor ve daha fazla kullanıyoruz. Steve Jobs hayatımızı değiştiren bir mobil deneyimle bunu başlattı. Bize aradığımızı, ihtiyacımız olan şeyi uygulamalar veriyor. İşimizi kolaylaştırıyor, zaman kazandırıyor. Bizi bilgiye kolayca ulaştırıyor.

Tüm bu fikir yürütmelerle bana göre Yeni Google, içerik arama motorları değil, uygulama arama motorları olacak. Kendi başına uygulama marketleri bunun karşılığı olabileceği gibi, tüm uygulamaları sınıflandıran arama motorları da bu konuda daha etkili olacak. Hatta uygulamaların zenginliğini karşılaştırarak bizim hangi işletim sistemini kullanmamız gerektiğini belirleyebilecek. Ve muhtemelen bu da her platformda çalışan bir uygulama olacak. Yeni nesil aradığını orada bulacak.

Pekala Android’e sahip olan Google da bu değişimi yaşayabilir. Ama ben girişim avcısı Google’ın teklifini reddeden girişimcileri de düşünerek yeni bir Google doğacağını hayal ediyorum.

Ne dersiniz?

webrazzi.com

Dünyanın en değerli markası internette arama motoru Google oldu.

Marka değerlendirme alanında faaliyet gösteren bağımsız kuruluş Brand Finance’ın “The BrandFinance® Global 500” listesine göre, Google yine ABD‘den Microsoft ve WalMart izliyor.

Google, geçen yıl 2’inci sıradayken bu yıl ilk sıraya, dünyanın en büyük yazılım şirketi Microsoft ise 5’inci sıradayken 2’inci sıraya yükseldi.

ABD‘li perakende devi Walmart ise geçen yıl birinci sıradayken bu yıl üçüncülüğe düştü.

Dünyanın en değerli 500 markası sıralamasında ilk onda ABD‘den 9, İngiltere‘den ise 1 şirket girdi. İngiltere‘den listeye giren Vodafone 5’inci sırada bulunuyor.

Geçen yıl en değerli markalar listesinde 3’üncü sırada bulunan Coca Cola bu yıl 16’ıncı sıraya, 9’uncu sıradaki HP 13’üncü sıraya ve 10’uncu sırada bulunan Toyota ise 14’üncü sıraya geriledi.

İnternet piyasasında Google ilk sırada yer alırken, Yahoo 136’ıncı sırada ve Facebook ise 281’inci sırada bulunuyor.

Dünyanın en değerli 500 markası sıralamasında Türkiye’den İş Bankası 493’üncü sırada yer aldı. İş Bankası‘nın marka değeri 2,28 milyar dolar, piyasa değeri ise 19,2 milyar dolar olarak verildi.

Bu sıralamada ilk 10’da yer alan markalar, marka değerleri, piyasa değerleri ve bu markaların ait olduğu ülkeler sıralaması şöyle: (Milyar dolar)

Marka         Marka          Piyasa        Ülke
adı                değeri          değeri
Google 44,2           143.01      ABD
Microsoft 42,8           165.72     ABD
Walmart       36,2           154.32     ABD
IBM 36,1           189.71     ABD
Vodafone 30,6           192.45     İNGİLTERE
Bank of America 30,6 120.19    ABD
GE                  30,5            475.06   ABD
Apple 29,5            244.38    ABD
WELLS FARGO 28,9    136.06   ABD
AT&T          28,8              235.98  ABD

kaynak: cnnturk.

Google’un para vereceği projeler

Google’ın düzenlediği “Proje 10 üzeri 100″ü kazanan 5 fikri açıkladı. Projelere toplam 10 milyon dolar destek sağlayan Google’ın destek verdiği fikirler

Haber, Google’ın düzenlediği “Proje 10 üzeri 100″ü kazanan 5 fikri açıkladı. Projelere toplam 10 milyon dolar destek sağlayan Google’ın destek verdiği fikirler arasında en ilgi çekeni ise insan gücüyle tek ray üzerinde çalışan araçlar oldu.

Scwheeb adı verilen projeyle toplu taşıma alanındaki yenilikler teşvik edilmek isteniyor. Shweeb, tek ray üzerindeki insan gücüyle çalışan araçların kullanıldığı, kısa/orta mesafeli, şehir içi kişisel ulaşım aracı için geliştirilmiş bir kavram.Şehir içinde Shweeb teknolojisinin test edilmesi amacıyla araştırma ve geliştirme çalışmalarını desteklemek için Google 1 milyon ABD doları bağışladı.

Ücretsiz eğitimsel içerik
Destek alan diğer bir projenin sahibi olan Khan Academy, 1600’den fazla öğretim videosundan oluşan çevrimiçi kitaplığı aracılığıyla herkese, her yerden yüksek kaliteli, ücretsiz eğitim sağlayan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. Daha fazla kurs oluşturulmasını desteklemek ve Khan Academy’nin temel kütüphanesinin dünyada en çok konuşulan dillere çevrilmesini sağlayabilmek için Google 2 milyon ABD doları bağışladı.

Bilim ve mühendislik eğitimi
Desteklenen diğer fikir ise bilim ve mühendisliğe ilgiyi artırmayı amaçlıyor. Desteği alan FIRST ekip rekabetini öne çıkararak dünyanın her yerinde bilim ve matematik eğitimini tanıtan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. Kuruluşun görevi, gençlerin profesyonel mühendisler ve bilim adamlarıyla birlikte çalışmalarını sağlamak ve gençlere gerçek dünya deneyimleri kazandırarak bilim ve teknoloji alanında önemli kişiler olma isteği aşılamaktır. Öğrenciler tarafından yönlendirilen ve daha fazla öğrenci ekibinin FIRST’e katılmasını sağlayacak yeni robot ekibi bağış toplama programlarının geliştirilmesi ve başlatılması için Google 3 milyon ABD doları verecek.

Hükümet daha şeffaf bir hale getirilsin
Public.Resource.Org, ABD’de kamuya açık devlet belgelerine çevrimiçi erişim sağlamaya odaklanmış, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. ABD’nin yasal malzemelerine herkesin erişebilmesi için bunların çevrimiçi ortama taşınmasına yardımcı olmak üzere Google, Public.Resource.Org’a 2 milyon ABD doları verecek.

Afrika’ya matematik yardımı
Afrika Matematik Bilimleri Enstitüsü (AIMS), Güney Afrika’nın Cape Town kentinde matematik ve bilim eğitimi veren, bu konuda araştırmalar yürüten bir merkez. AIMS’nin birincil odak noktası, yeni üniversite mezunlarının lisansüstü eğitim ve doktora çalışmaları öncesi gerekli becerileri ve bilgileri almalarına yardımcı olan, bir yıllık geçiş programıdır. Google, Afrika’da üniversite düzeyinde matematik ve bilim çalışmalarını yaygınlaştırmak üzere başka AIMS merkezlerinin açılmasını sağlamak için 2 milyon ABD doları verecek.